Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) ileri yaşlarda sık görülen ve merkezi görmeyi etkileyerek yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilen bir göz hastalığıdır. Retina’nın merkezi kısmı olan makulanın hasar görmesiyle karakterize bu durum kuru (atrofik) ve yaş (neovasküler) olmak üzere iki farklı formda ortaya çıkar. Kuru YBMD drüsen birikimi ve retina pigment epitelinin hasarı ile yavaş ilerlerken yaş YBMD anormal damar büyümesi nedeniyle hızlı ve şiddetli görme kaybına yol açabilir. Erken teşhis uygun tedavi ve düzenli takip hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve görme fonksiyonunu korumak için elzemdir.

Prof. Dr. Tansu Erakgün
Retina Hastalıkları ve Vitreoretinal Cerrahi Uzmanı
20 Mart 1968’de İzmir’de doğan Prof. Dr. Tansu Erakgün, orta öğrenimini Saint Joseph Koleji’nde ve Lise öğrenimini Karşıyaka Gazi Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1986 yılında girdiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1992 yılında mezun oldu. Aynı yıl Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda asistanlık eğitimine başladı. 1997 yılında uzman...
Hakkımda Videolar Yayınlar| Tanım | Makula bölgesinde (sarı nokta) yaşlanmaya bağlı olarak gelişen ilerleyici görme kaybı |
| Risk Faktörleri | İleri yaş, genetik yatkınlık, sigara kullanımı, hipertansiyon, hiperkolesterolemi, obezite, UV ışığı |
| Sık Görülen Semptomlar | Merkezi görme azalması, bulanık görme, düz çizgilerin eğri ya da dalgalı görülmesi (metamorfopsi), okuma güçlüğü, renkleri soluk görme |
| Tanı Yöntemleri | Göz dibi muayenesi, optik koherens tomografi (OCT), fundus fotoğrafı, fundus floresein anjiyografi |
| Tipleri | Kuru tip (daha sık), yaş tip (daha hızlı ilerleyen ve daha ciddi) |
| Tedavi Seçenekleri | Kuru tipte A, C vitamini ve çinko içeren vitamin takviyeleri; yaş tipte anti-VEGF göz içi enjeksiyonları, fotodinamik tedavi, lazer tedavisi (nadiren) |
| Takip ve İzlem | Düzenli göz muayenesi, Amsler grid testi ile kendi kendine izlem, risk faktörlerinin azaltılması |
| Olası Komplikasyonlar | Kalıcı merkezi görme kaybı, okuma ve ince işlerde zorlanma, görme alanı merkezinde karanlık leke (skotom) |
| Önleyici Tedbirler | Sigara bırakılması, sağlıklı beslenme, güneşten korunma, hipertansiyon ve kolesterol kontrolü |
| Görsel Sonuçlar | Kuru tipte yavaş ilerleyici görme kaybı; yaş tipte hızlı ve ciddi merkezi görme kaybı görülebilir |
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Nedir?
YBMD göz hastalıkları tarihindeki gelişmelerin ışığında anlaşılabilir bir noktaya gelmiştir. İlk olarak 19. yüzyılın ortalarında tanımlanan bu hastalık yaşla ilişkili retinal değişikliklerin kaydedilmesiyle bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. 1854’te Avusturyalı patolog Carl Wedl koroidde bulunan kolloid cisimlerini tanımlamış ve bu yapıların tamamlanmamış hücrelerden kaynaklandığını öne sürmüştür. Aynı dönemde Hollandalı göz doktoru Franciscus Donders benzer yapıları “kolloid küreler” olarak adlandırmıştır. Daha sonra Alman anatomist Heinrich Müller bu oluşumlara “drusen” ismini vererek hastalık terminolojisinin gelişimine katkı sağlamıştır.
20. yüzyılın başlarında YBMD’nin klinik özellikleri daha detaylı incelenmiştir. 1874’te Britanyalı göz doktoru Jonathan Hutchinson yaşlı bireylerde makulada sarımsı lekelerin varlığını ve bu lekelerin merkez görmeyi etkileyen yapısını tanımlamıştır. Bu çalışmalar YBMD’nin kuru (atrofik) ve yaş (neovasküler) olmak üzere iki farklı formunu ayırt etmeye yönelik temel bilgiler sunmuştur.
21. yüzyılın ortalarından itibaren tanı yöntemlerinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 1960’larda fluoresan anjiyografi tekniğinin geliştirilmesi retinal kan akışını ayrıntılı şekilde incelemeyi ve yaş YBMD’nin ayırt edici özelliği olan koroidal neovaskülarizasyonun saptanmasını mümkün kılmıştır. Bu teknolojik yenilikler YBMD’nin patofizyolojisinin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.
Bunun yanı sıra geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalar YBMD’nin prevalansını ve risk faktörlerini ortaya koymuştur. Framingham ve Beaver Dam Göz Çalışmaları gibi projeler yaş sigara kullanımı ve genetik yatkınlığın YBMD üzerindeki etkisini göstermiştir.
Son dönemde ise genetik araştırmalar hastalığın altında yatan biyolojik mekanizmaların aydınlatılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Genetik varyasyonların tanımlanması hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanımıştır. Bu gelişmeler YBMD’nin tedavisi ve yönetiminde çığır açıcı ilerlemeler sağlamıştır.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunun Nedenleri Nelerdir?
YBMD genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan ileri yaşlarda sık görülen karmaşık bir göz hastalığıdır. Başlıca risk faktörü yaşlanma olup 50 yaşın üzerindeki bireylerde hastalık gelişme riski belirgin şekilde artmaktadır. Bunun yanı sıra genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Özellikle komplement sistemi genlerindeki polimorfizmler YBMD’nin ortaya çıkışında belirleyicidir. Komplement Faktör H (CFH) genindeki varyasyonlar bağışıklık sistemindeki düzensizliklerle kronik iltihaplanmaya ve retina hasarına neden olabilir.
Çevresel faktörler de YBMD’nin gelişiminde kritik bir etkiye sahiptir. Sigara kullanımı oksidatif stres ve damar yapısındaki olumsuz değişikliklere yol açarak hastalığın en önemli önlenebilir risk faktörü olarak öne çıkar. Ayrıca beslenme alışkanlıkları retina sağlığı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Antioksidanlardan zengin bir diyet eksikliği ve yüksek doymuş yağ alımı retina hücrelerinde oksidatif hasarı artırabilir. Hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi kardiyovasküler hastalıklar gözdeki kan akışını bozarak YBMD riskini yükseltebilir.
Kafkas ırkına mensup bireylerde YBMD diğer etnik gruplara kıyasla daha sık görülmektedir. Bu değiştirilemez bir faktör olmasına karşın genetik ve çevresel risklerin daha iyi anlaşılması hastalığın önlenmesi ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesi için kritik öneme sahiptir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Ne Kadar Yaygındır?
YBMD görme kaybının başlıca nedenlerinden biri olup dünya genelinde giderek artan bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. YBMD’nin prevalansı yaş cinsiyet ırk ve coğrafi farklılıklara göre değişiklik göstermektedir. Bu faktörlerin her biri hastalığın görülme sıklığını etkileyen önemli belirleyicilerdir.
2019’da Amerika Birleşik Devletleri’nde 40 yaş ve üzeri yaklaşık 19.8 milyon kişi YBMD’den etkilenmiş olup bu grup içinde %12.6’lık bir oranı temsil etmektedir. Bu kişilerin yaklaşık 1.49 milyonu (%0.94) görme kaybına yol açacak derecede ileri düzeyde YBMD’ye sahiptir.
Yaşın Etkisi:
- YBMD prevalansı yaşla birlikte belirgin şekilde artar. Örneğin 40-44 yaş grubundaki bireylerde prevalans %2 civarındayken 85 yaş ve üzerindeki bireylerde bu oran %46.6’ya ulaşır. Yaş YBMD’nin temel risk faktörlerinden biri olup yaşlanan nüfuslarla birlikte hastalığın sıklığının daha da artması beklenmektedir.
Cinsiyet Farklılıkları:
- Kadınlar YBMD’den erkeklere göre daha fazla etkilenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 80 yaş ve üzeri kadınların 965.000’i YBMD’ye sahipken aynı yaş grubundaki erkeklerin sayısı 356.000’dir. Bu farklılık hormonal etkiler veya yaşam süresi farkları gibi biyolojik ve çevresel faktörlerle açıklanabilir.
Irksal ve Etnik Farklılıklar:
- YBMD prevalansı farklı ırksal ve etnik gruplarda değişiklik gösterir. Hispanik olmayan Siyah bireylerde prevalans %7 gibi daha düşük bir orana sahipken diğer gruplarda bu oran %13.3’e kadar çıkmaktadır. Bu durum genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin kombinasyonu ile ilişkilidir.
Coğrafi Farklılıklar:
- Coğrafi bölgeler de YBMD prevalansında önemli rol oynar. Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de oran %6.2 iken Florida’da bu oran %18.3’e kadar çıkmaktadır. Bölgesel farklılıklar yaşam tarzı güneş ışığına maruz kalma ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerle bağlantılıdır.
Küresel Bakış:
- Dünya genelinde 170 milyondan fazla kişi YBMD ile yaşamaktadır. Yaşlanma eğilimleri göz önüne alındığında bu sayının önümüzdeki yıllarda artması beklenmektedir. Bu durum erken teşhis ve etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini daha da önemli kılmaktadır.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunun Oluşum Süreci Nasıldır?
YMD karmaşık ve çok faktörlü bir süreçle gelişir. Genetik yatkınlık çevresel etmenler ve yaşa bağlı fizyolojik değişiklikler bu hastalığın patogenezinde temel rol oynar. YMD’nin başlangıç aşamasında retinal pigment epitel (RPE) ile Bruch membranı arasında biriken drüzen adı verilen lipit ve protein zengini materyaller dikkat çeker. Drüzen birikimi retinal metabolizmada bozulmaların ve lokal inflamatuar yanıtların göstergesidir. Bu süreç kompleman sisteminin aktivasyonuyla bağışıklık aracılı inflamasyonun YMD’deki önemini ortaya koyar.
RPE hücreleri fotoreseptörlerin yenilenmesi ve retinal homeostazın sağlanmasında kritik rol oynar. Ancak YMD’de oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon nedeniyle bu hücrelerin işlevi bozulur. Oksidatif hasar lipofuscin adı verilen toksik birikintilerin artmasına ve hücrelerin ışık kaynaklı hasara karşı daha duyarlı hale gelmesine yol açar. Bu durum fotoreseptör kaybını hızlandırır ve merkezi görmenin bozulmasına neden olur.
Yaşlanmayla birlikte Bruch membranı kalınlaşır elastikiyetini kaybeder ve lipit birikintileri ile besin-alışveriş kapasitesi azalır. Bu değişiklikler retina ile koroid arasında hipoksiye neden olur ve pro-anjiyojenik faktörlerin özellikle vasküler endotelyal büyüme faktörünün (VEGF) salınımını tetikler. VEGF artışı neovaskülarizasyonu destekleyerek koroidden anormal kan damarlarının retina altına uzanmasına yol açar. Bu damarlar kırılgan ve sızıntılıdır sıvı ve kan birikimi ile fibro-vasküler skar oluşumuna neden olur. Bu süreç hızlı ilerleyen ve ciddi görme kaybına yol açan neovasküler (ıslak) YMD’nin tipik özelliğidir.
YMD’nin kuru formunun ileri aşaması olan coğrafik atrofi RPE hücreleri fotoreseptörler ve koroidal kapillerlerin kaybıyla karakterizedir. Oksidatif hasar ve inflamasyon bu süreci hızlandırır. Kronik inflamasyon ve kompleman sistemindeki genetik varyasyonlar da YMD gelişiminde belirgin bir rol oynar.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunun Belirtileri Nelerdir?
YBMD merkezi görmeyi etkileyerek bireylerin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde azaltabilir. Belirtiler hastalığın evresine ve formuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Erken evre genellikle sessiz ilerlerken orta ve ileri evrelerde belirgin semptomlar görülebilir.
Erken Evre YBMD Belirtileri:
- Erken evrede genellikle belirti görülmez ve hastalık yalnızca rutin göz muayeneleri sırasında tespit edilir. Retina altında biriken orta büyüklükteki drüsenler bu evredeki tek gözlemlenebilir bulgudur. Drüsenlerin varlığı genellikle görmeyi etkilemez ancak ileri evreye geçiş riskini artırır. Bu nedenle düzenli göz kontrolleri kritik öneme sahiptir.
Orta Evre YBMD Belirtileri:
- Orta evrede semptomlar hafif düzeyde ortaya çıkabilir. En sık görülen belirtiler arasında merkezi görmede hafif bulanıklık ve parlak ışıklara karşı artan duyarlılık yer alır. Düşük ışık koşullarına uyum sağlama zorluğu da görülebilir. Bu belirtiler retina pigment epitelindeki değişiklikler ve drüsenlerin büyümesi ile ilişkilidir.
İleri Evre YBMD Belirtileri:
- İleri evrede belirtiler daha belirgin hale gelir ve kuru veya yaş forma bağlı olarak değişiklik gösterir:
- Kuru (Atrofik) YBMD: Merkezi görmede kademeli kayıp yüz tanıma zorluğu renklerin soluk görünmesi ve daha fazla ışık ihtiyacı sık görülen belirtilerdir. Bu durum retina pigment epitelindeki ve fotoreseptörlerdeki ilerleyici hücre kaybından kaynaklanır.
- Yaş (Neovasküler) YBMD: Hızlı görme kaybı düz çizgilerin eğri görünmesi (metamorfopsi) merkezi görmede karanlık veya boş alanlar (skotom) gibi semptomlarla kendini gösterir. Bu form retina altında anormal damar büyümesine bağlıdır ve acil tıbbi müdahale gerektirir.
Duygusal Etkiler:
- Görme kaybı bireylerde anksiyete depresyon ve hatta görsel halüsinasyonlarla seyreden Charles Bonnet sendromu gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Nasıl Teşhis Edilir?
YBMD doğru tanı yöntemleri ile erken dönemde tespit edilerek etkili bir şekilde yönetilebilir. Tanı süreci detaylı bir klinik değerlendirme ve gelişmiş görüntüleme tekniklerinin kombinasyonunu gerektirir.
- Klinik Değerlendirme:
YBMD tanısının ilk adımı ayrıntılı bir hasta öyküsü ve görme keskinliği testini içeren kapsamlı bir göz muayenesidir. Hastalar genellikle merkezi görmede bulanıklık düşük ışık koşullarında zorluk veya düzgün çizgilerin dalgalı görünmesi gibi belirtilerden şikayet ederler. Amsler Izgara Testi gibi basit ancak etkili yöntemler makula fonksiyonundaki bozuklukları tespit etmek için kullanılır. Bu test sırasında hastalar bir ızgara desenindeki distorsiyonları ya da görme kaybı alanlarını bildirir. Gözbebeklerinin genişletilmesiyle yapılan fundus muayenesi ise retina ve makuladaki drusen birikimi pigment değişiklikleri veya anormal damar oluşumlarını incelemeye olanak tanır.
- Görüntüleme Teknikleri:
Görüntüleme yöntemleri YBMD tanısında vazgeçilmezdir ve retina patolojilerinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlar. Fundus fotografisi retina değişikliklerini belgelemek ve izlemek için kullanılır. Optik Koherens Tomografisi (OCT) retina yapısını yüksek çözünürlükte görselleştirerek sıvı birikimi retina incelmesi gibi YBMD’ye özgü bulguları tanımlar. Fluoresan anjiyografi (FA) ve indosiyanin yeşili anjiyografi (ICGA) gibi teknikler retina ve koroidal damar yapılarını detaylı incelemek için kullanılır. OCT anjiyografi (OCTA) ise non-invaziv bir yöntem olup boya enjeksiyonu gerektirmeden kan damarlarını görselleştirir.
- Fonksiyonel Değerlendirme:
Yapısal görüntülemenin yanında fonksiyonel testler YBMD’nin görme üzerindeki etkilerini belirler. Karanlık adaptasyon testi ve elektroretinografi (ERG) gibi yöntemler retina işlevini değerlendirerek erken dönem YBMD’yi işaret edebilir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Nasıl Tedavi Edilir?
YBMD tedavi yaklaşımlarının hastalığın türüne göre farklılık gösterdiği kompleks bir göz hastalığıdır. Kuru YBMD için tedaviler hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya odaklanır. Antioksidanlar ve çinko içeren AREDS2 formülü orta ve ileri YBMD riskini azaltmada etkilidir. Coğrafi atrofi (GA) gibi ileri kuru YBMD formlarında yeni onaylanan pegsetakoplan ve avasinkaptad pegol gibi intravitreal enjeksiyonlar retina dejenerasyonunu yavaşlatmada umut vaat etmektedir.
Yaş YBMD hızlı görme kaybına neden olabilecek neovasküler oluşumlarla karakterizedir ve ana tedavisi anti-VEGF enjeksiyonlarıdır. Bu ilaçlar (ör. ranibizumab, aflibercept, brolucizumab, faricimab), anormal damar büyümesini ve sıvı sızmasını engelleyerek görmeyi korur. Tedavi başlangıçta aylık enjeksiyonlar olarak uygulanır ve yanıt alınan hastalarda aralıklar uzatılır. Alternatif tedaviler arasında fotodinamik terapi (PDT) veya daha az yaygın olarak kullanılan lazer fotokoagülasyonu yer alır.
Gelişmekte olan tedaviler arasında anti-VEGF gen tedavisi ve kök hücre tedavisi ileri vakalarda yenilikçi yaklaşımlar sunmaktadır. Ayrıca düşük görme rehabilitasyonu hizmetleri kalan görmeyi optimize ederek yaşam kalitesini artırmayı hedefler.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunun Komplikasyonları Nelerdir?
YBMD tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybı ve yaşam kalitesinde belirgin bir düşüşe yol açabilecek komplikasyonlara neden olabilir. Özellikle merkezi görmenin etkilenmesi hastaların günlük aktivitelerini yerine getirme yeteneğini sınırlayarak bağımsızlık kaybına neden olabilir.
Kuru YBMD yavaş bir süreçte retina pigment epiteli (RPE) kaybı ve fotoreseptör dejenerasyonu ile ilerler. Bu süreç görme alanında giderek büyüyen bir boşluk veya bulanıklık hissi yaratabilir. Hastalar yüzleri tanıma yazıları okuma veya ince detayları görme gibi merkezi görme gerektiren görevlerde zorluk yaşayabilir. Ayrıca hastalığın ilerlemesiyle tam görme kaybı olmasa da etkili görme alanı ciddi şekilde daralabilir.
Yaş YBMD komplikasyonları açısından daha hızlı ve ciddi sonuçlara yol açabilir. Koroidden retina altına doğru anormal kan damarlarının büyümesi bu damarların kolayca sızdırmasına ve kanamasına neden olur. Bu süreç retina tabakasında sıvı birikimine ödem ve sonunda skar oluşumuna yol açar. Bu durum merkezi görmenin hızlı ve kalıcı kaybına neden olabilir. Görme alanında karanlık bir bölge (skotom) oluşabilir ve bu bölge zamanla büyüyerek hastanın görsel fonksiyonlarını ciddi şekilde kısıtlar.
YBMD’nin ilerlemesiyle ortaya çıkan diğer komplikasyonlar arasında psikososyal etkiler de yer alır. Görme kaybı hastalarda depresyon anksiyete ve sosyal izolasyona neden olabilir. Özellikle bağımsız hareket etme kabiliyetinin azalması bireylerde güven kaybı yaratabilir.
YBMD’nin komplikasyonlarını önlemek için erken teşhis ve düzenli göz kontrolleri büyük önem taşır. Tedavi edilmemiş yaş YBMD hastalarında görme kaybı hızla ilerleyebilirken intravitreal anti-VEGF tedavileri bu ilerlemeyi yavaşlatabilir ve görmeyi stabilize edebilir. Ayrıca uygun beslenme ve sigara gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin yönetimi kuru YBMD’nin ilerlemesini kontrol etmek için önemlidir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Tedavisi Ne Zaman Yapılabilir?
YBMD tedavisinin zamanlaması hastalığın alt tipi (kuru veya yaş) ve evresi doğrultusunda belirlenir. Tedavi görme kaybını önlemek hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve mümkünse görme yetisini korumak amacıyla uygulanır. Bu nedenle doğru zamanlama ve uygun tedavi stratejilerinin belirlenmesi hasta için kritik öneme sahiptir.
Kuru YBMD genellikle daha yavaş ilerler; bu nedenle tedaviye erken evrede başlamak uzun vadeli sonuçlar açısından önem taşır. Erken ve orta evrelerde yaşam tarzı değişiklikleri—özellikle sigara içmenin bırakılması ve sağlıklı bir diyetin benimsenmesi—önemlidir. AREDS2 formülasyonu orta evre kuru YBMD hastalarında ileri evreye geçiş riskini azaltmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak ileri evre kuru YBMD (coğrafik atrofi) için tedavi seçenekleri yakın zamana kadar sınırlıydı. Pegsetakoplan ve avasinkaptad pegol gibi yeni ilaçlar bu evrede hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için onaylanmıştır.
Yaş YBMD hızlı ilerleyen ve merkezi görmeyi hızla etkileyen bir form olduğu için tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlanmalıdır. İlk tercih genellikle anti-VEGF ajanlarının intravitreal enjeksiyonlarıdır. Ranibizumab bevacizumab ve aflibercept gibi ilaçlar anormal damar büyümesini engelleyerek görme kaybını önlemeye yardımcı olur. Tedaviye erken başlamak kalıcı görme kaybını önleme şansını artırır. Hastanın tedaviye yanıtına göre enjeksiyon aralıkları kademeli olarak uzatılabilir.
YBMD’li bireylerde düzenli oftalmik kontroller hastalığın ilerlemesini izlemek ve tedaviye erken başlamak için gereklidir. Ayrıca hastaların evde Amsler ızgarası kullanarak görme değişikliklerini fark etmeleri ve hızlıca doktora başvurmaları teşvik edilmelidir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Tedavisi Ne Zaman Yapılamaz?
YBMD tedavisinde kullanılan yöntemler genellikle görme kaybını yavaşlatmada ve hastaların yaşam kalitesini artırmada etkili olsa da bazı durumlar tedavinin uygulanmasını engelleyebilir. Bu gibi kontrendikasyonların dikkate alınması hem hastanın güvenliği hem de tedavinin başarısı için kritik önem taşır.
- Oküler Enfeksiyonlar ve İltihaplar:
Aktif oküler enfeksiyonlar örneğin konjonktivit keratit veya endoftalmit gibi durumlar intravitreal anti-VEGF tedavisi için mutlak kontrendikasyon oluşturur. Bu tür enfeksiyonlarda enjeksiyonlar enfeksiyonun şiddetlenmesine veya ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Ayrıca intraoküler iltihaplanma (örneğin üveit) mevcutsa tedavi iltihabın kötüleşme riskini artırabileceğinden uygulanmamalıdır.
- Alerjik Reaksiyonlar:
Anti-VEGF ajanlarına veya fotodinamik tedavide kullanılan verteporfine karşı alerjisi olduğu bilinen hastalar bu tedavilerden kaçınmalıdır. Alerjik reaksiyonlar hafif oküler tahrişten sistemik anafilaksiye kadar değişebilir. Daha önce bir reaksiyon öyküsü olan hastaların dikkatle değerlendirilmesi önemlidir.
- Sistemik Durumlar:
Anti-VEGF tedavisi lokal olarak uygulanmasına rağmen sistemik emilim riski vardır. Trombembolik olaylar (felç miyokard enfarktüsü) geçmişi olan hastalarda tedavi dikkatle değerlendirilmelidir. Fotodinamik tedavi ise karaciğer yetmezliği olan bireylerde metabolik sorunlara yol açabileceği için uygulanmamalıdır.
- Hamilelik ve Emzirme:
Anti-VEGF ajanlarının ve verteporfinin hamilelik sırasında güvenliği tam olarak kanıtlanmamıştır. Fetal gelişim üzerindeki olası riskler nedeniyle bu tedaviler genellikle hamilelikte önerilmez. Emzirme döneminde de bu ilaçların anne sütüne geçip geçmediği bilinmediğinden dikkatli olunmalıdır.
- Son Oküler Cerrahi:
Yakın zamanda oküler cerrahi geçiren hastalarda iyileşme süreci tamamlanmadan tedaviye başlanması enfeksiyon ve diğer komplikasyon risklerini artırabilir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonunun İyileşme Süreci Nasıldır?
YBMD özellikle ileri yaşlardaki bireylerde görme kaybına yol açabilen ciddi bir durumdur. Tedavi süreci hastalığın formuna (kuru veya yaş) ve şiddetine bağlı olarak değişir. Yaş YBMD için uygulanan intravitreal anti-VEGF enjeksiyonları tedavinin temelini oluşturur. Bu enjeksiyonlar anormal kan damarlarının büyümesini ve retina içindeki sıvı sızmalarını kontrol etmeyi amaçlar. İşlem steril bir ortamda gerçekleştirilir ve genellikle iyi tolere edilir. Tedavi sonrası hastaların görme keskinliği ve retina sağlığı düzenli olarak izlenir.
Tedavi sonrası iyileşme süreci uygulanan yönteme göre farklılık gösterebilir. Anti-VEGF enjeksiyonlarının ardından hafif göz rahatsızlığı, kızarıklık veya yabancı cisim hissi gibi semptomlar sık görülür ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Görmede bulanıklık veya yüzeysel flotalar gibi geçici görsel değişiklikler de bu süreçte yaşanabilir. Bu durumlar genellikle tedavinin doğal bir parçası olarak kabul edilir ve kalıcı bir etkiye neden olmaz. Ancak şiddetli ağrı, yoğun kızarıklık veya görme kaybı gibi ciddi belirtiler gelişirse bu durum acil müdahale gerektirebilir.
Fotodinamik tedavi (PDT) uygulanan hastalar için iyileşme sürecinde ek önlemler alınması gerekebilir. Tedaviden sonra verteporfin adlı fotosensitizan ajanın etkinliğini sınırlamak ve komplikasyonları önlemek için hastalar 2 ila 5 gün boyunca parlak ışıklardan kaçınmalıdır. Güneş ışığına veya yoğun iç mekan aydınlatmasına maruz kalınmaması bu süreçte çok önemlidir. Koruyucu kıyafetler ve koyu gözlükler kullanılması tavsiye edilir.
Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu Nasıl Önlenir?
YBMD önlenemez bir hastalık gibi görünse de risk faktörlerini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkündür. Bu süreç yaşam tarzı değişiklikleri sağlıklı beslenme alışkanlıkları farmakolojik müdahaleler ve düzenli göz muayenelerini içeren kapsamlı bir yaklaşımla yönetilebilir.
- Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Sigara içmek YBMD için en güçlü risk faktörlerinden biridir. Sigara bırakıldığında hastalığın ilerlemesi önemli ölçüde yavaşlar. Ayrıca düzenli fiziksel egzersiz kardiyovasküler sağlığı iyileştirerek retina sağlığını koruyabilir. Kan basıncı ve kolesterolün kontrol altında tutulması retinal damarlara zarar verebilecek hipertansiyon ve hiperlipidemiyi önleyebilir.
- Diyet Müdahaleleri: Antioksidanlar açısından zengin bir diyet, retina hücrelerini oksidatif stresten koruyabilir. Özellikle C ve E vitaminleri, çinko, lutein ve zeaksantin içeren gıdalar tüketilmelidir. Bu besinler yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve balıklarda bulunur. Omega-3 yağ asitleri ise iltihaplanmayı azaltıcı etkileriyle önem taşır.
- Farmakolojik Takviyeler: AREDS ve AREDS2 formülasyonları orta ve ileri düzey YBMD riski taşıyan bireylerde hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Ancak sigara içenler için beta-karoten içermeyen formülasyonlar tercih edilmelidir.
- Düzenli Göz Muayeneleri: Erken teşhis ve düzenli takip YBMD’nin erken belirtilerini tespit etmek ve zamanında müdahale etmek için kritik öneme sahiptir. Göz sağlığınızı korumak için yılda bir kez kapsamlı göz muayenesi yaptırmak önerilir.
Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) Tedavisi Yaptıranların Yorumları
Prof.Dr. Tansu Erakgün hasta yorumları için Google Maps‘e göz atabilirsiniz.
Türkiye’de Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) Tedavisi Yapan Doktorlar
Türkiye'de Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu) Tedavisi, alanında deneyimli göz doktorları tarafından uygun alt yapıya sahip hastanelerde yapılır.
