Göz tansiyonu olan bireylerin dikkat etmesi gerekenler, hastalığın ilerlemesini önlemek ve görme kaybını engellemek açısından hayati önem taşır. Düzenli doktor kontrolleri, ilaç kullanımına uyum ve yaşam tarzı düzenlemeleri, tedavi sürecinin temelini oluşturur.
İlaçların düzenli ve doğru kullanımı, göz içi basıncının kontrol altında tutulmasını sağlar. Göz damlalarının saatinde uygulanması ve dozların atlanmaması, tedavi başarısını artırır. Tedaviyi aksatmak, sinir hasarının ilerlemesine yol açabilir.
Stresten kaçınmak ve düzenli uyku, göz sağlığını destekler. Uyurken başın hafif yukarıda tutulması, göz içi basıncının gece boyunca artmasını engelleyebilir. Ayrıca uzun süre baş aşağı pozisyonda kalmak veya ağır yük kaldırmak gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Beslenmede tuz ve kafein tüketimi sınırlandırılmalı, sigara bırakılmalıdır. Omega-3 yağ asitleri ve antioksidan içeriği yüksek gıdalar tercih edilmelidir. Egzersiz yapmak faydalıdır, ancak aşırı efor gerektiren sporlardan uzak durulmalıdır.
Göz Tansiyonu Nedir, Neden Önemlidir?
Göz tansiyonu (glokom), göz içi basıncının göz sinirine zarar verecek düzeylere çıkmasıyla ilişkilendirilen bir durumdur. Bu basınç artışı, zaman içinde görme alanında kalıcı kayıplara yol açabilir. En önemli özelliklerinden biri, özellikle erken evrelerde ağrı ya da belirgin bir şikâyet oluşturmamasıdır. Bu nedenle hastalar, genellikle rutin bir göz muayenesi sırasında tanı alır.
Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı kişilerde yavaş ilerlerken, bazı durumlarda daha hızlı bir görme alanı kaybı gözlenebilir. Bu değişkenlik, göz tansiyonu olan bireylerin günlük yaşamda bazı konulara daha fazla özen göstermesini gerektirir.
Düzenli Göz Kontrollerini Aksatmamak
Göz tansiyonu olanların dikkat etmesi gerekenlerin başında düzenli göz kontrolleri gelir. Çünkü göz içi basıncı gün içinde değişkenlik gösterebilir ve tek bir ölçüm her zaman durumu net yansıtmayabilir. Kontroller sırasında yalnızca basınç ölçümü değil, görme alanı testleri ve göz siniri değerlendirmeleri de yapılır.
Hastalar çoğu zaman “kendimi iyi hissediyorum” düşüncesiyle kontrolleri erteleyebilir. Oysa belirti olmaması, hastalığın ilerlemediği anlamına gelmez. Takip sıklığı, hastalığın evresine ve hekimin değerlendirmesine göre belirlenir ve bu planın dışına çıkılmaması önerilir.
Göz Damlası Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Göz tansiyonu tanısı alan birçok hastaya göz damlaları önerilir. Bu damlaların düzenli ve doğru şekilde kullanılması oldukça önemlidir. Damlaların saatlerinin atlanması ya da düzensiz kullanılması, göz içi basıncının tekrar yükselmesine neden olabilir.
Hastaların bazen damlayı kullandıktan sonra yanma, batma ya da kısa süreli bulanıklık hissetmesi mümkündür. Bu tür durumlarda ilacı kendi kendine bırakmak yerine mutlaka doktora bilgi verilmelidir. Damlanın doğru teknikle uygulanması da önem taşır; damla sonrası gözün birkaç dakika kapalı tutulması ve göz pınarına hafif baskı uygulanması, ilacın etkinliğini artırabilir.
Günlük Yaşam Alışkanlıklarını Gözden Geçirmek
Göz tansiyonu olan bireylerin yaşam tarzı, hastalığın takibinde dolaylı olarak etkili olabilir. Uzun süre öne eğilerek çalışmak, ağır yük kaldırmak veya başın uzun süre aşağıda kaldığı pozisyonlar göz içi basıncını geçici olarak artırabilir. Bu durumun her hastada aynı etkiyi göstermediği bilinmekle birlikte, özellikle uzun süreli ve tekrarlayan durumlardan kaçınılması önerilir.
Ayrıca, uzun saatler bilgisayar veya telefon ekranına bakmak göz tansiyonunu doğrudan artırmasa da göz yorgunluğunu ve rahatsızlık hissini artırabilir. Bu nedenle ekran başında düzenli molalar vermek ve gözleri dinlendirmek faydalı olabilir.
Beslenme ve Sıvı Tüketimi Konusunda Bilinçli Olmak
Göz tansiyonu ile beslenme arasında doğrudan ve tek yönlü bir ilişki olduğuna dair kesin kurallar bulunmamaktadır. Ancak genel sağlık açısından dengeli beslenme önemlidir. Özellikle antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler, göz sağlığı için destekleyici olabilir.
Sıvı tüketimi de dikkat edilmesi gereken bir diğer noktadır. Çok kısa sürede aşırı miktarda sıvı almak, bazı kişilerde göz içi basıncında geçici artışa yol açabilir. Bu nedenle su ve diğer içeceklerin gün içine yayarak tüketilmesi önerilir. Kafeinli içeceklerin ise ölçülü tüketilmesi konusunda hekim görüşü almak faydalı olabilir.
Fiziksel Aktivite ve Egzersiz Dengesi
Hafif ve orta düzeyde yapılan düzenli egzersizlerin genel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinir. Göz tansiyonu olan kişiler için de yürüyüş gibi düşük tempolu aktiviteler genellikle uygun kabul edilir. Ancak ters duruşlar, başın uzun süre aşağıda kaldığı yoga pozları veya ani basınç artışına neden olabilecek egzersizler bazı hastalar için uygun olmayabilir.
Egzersiz planı oluşturulurken, kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve göz tansiyonunun seyri göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle herhangi bir spor programına başlamadan önce hekime danışılması önemlidir.
İlaç Kullanımı ve Diğer Hastalıklar
Göz tansiyonu olan bireylerin başka hastalıklar nedeniyle kullandıkları ilaçlar da önem taşır. Özellikle kortizon içeren ilaçlar, bazı kişilerde göz içi basıncını artırabilir. Bu tür ilaçlar ağızdan, burun spreyi veya cilt kremi şeklinde bile kullanılsa, göz tansiyonu açısından değerlendirilmelidir.
Hastaların farklı bir branş hekimine başvurduğunda göz tansiyonu tanısını belirtmesi, olası risklerin önüne geçilmesine yardımcı olur. İlaç değişikliği ya da yeni bir tedavi planı mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır.
Belirtileri Takip Etmek ve Farkındalık Geliştirmek
Her ne kadar göz tansiyonu çoğu zaman belirti vermese de, bazı hastalar zamanla görme alanında daralma, ışıklara karşı hassasiyet veya göz çevresinde dolgunluk hissi fark edebilir. Bu tür değişiklikler ciddiye alınmalı ve kontrol zamanı beklenmeden hekime başvurulmalıdır.
Hastalığın uzun süreli bir takip gerektirdiğini kabullenmek, hastaların süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur. Göz tansiyonu, yaşam boyu izlem gerektirebilen bir durumdur ve her bireyde seyri farklıdır.
Göz Tansiyonu ile Yaşamak: Gerçekçi Beklentiler
Göz tansiyonu tanısı almak, hastalar için kaygı verici olabilir. Ancak düzenli takip ve kişiye özel planlama ile birçok kişi günlük yaşamını sürdürmeye devam edebilir. Burada önemli olan, tedavinin ve kontrollerin ihmal edilmemesidir.
Her hastanın durumu kendine özgüdür ve “herkes için geçerli” tek bir yaklaşım yoktur. Bu nedenle internetten okunan bilgiler, yalnızca genel farkındalık amacıyla değerlendirilmeli; asıl kararlar uzman hekim değerlendirmesiyle verilmelidir. Göz tansiyonu ile ilgili atılacak her adım, bireysel riskler ve ihtiyaçlar doğrultusunda planlanmalıdır.

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
