Göz seğirmesi, tıbbi literatürdeki adıyla oküler miyokimi, göz kapağını çevreleyen Orbicularis Oculi kaslarının istemsiz, ritmik ve tekrarlayıcı bir şekilde kasılmasıdır. Genellikle yoğun stres, yorgunluk, uykusuzluk, aşırı kafein tüketimi ve B12 vitamini ya da magnezyum eksikliği gibi faktörlerin sinir-kas kavşağında yarattığı aşırı uyarılma sonucunda ortaya çıkar. Sağ veya sol gözde aniden başlayan bu titremeler, çoğunlukla vücudun fiziksel sınırlarını zorladığını gösteren geçici ve iyi huylu işaretlerdir; ancak göz kuruluğu ve dijital ekran kullanımına bağlı göz yorgunluğu gibi tetikleyicilerle birleştiğinde günlük yaşamı zorlaştıran inatçı spazmlara dönüşebilir.

Göz seğirmesi neden olur ve vücutta neler değişir?

Göz seğirmesinin temel mekanizmasını anlamak için göz kapağının çalışma prensibine kısaca bakmak gerekir. Gözlerimizin etrafında “Orbicularis Oculi” adı verilen, halka şeklinde bir kas grubu bulunur. Bu kaslar, göz kapağını kapatmamızı, kırpmamızı ve gözü korumamızı sağlar. Normal şartlarda beynimizden gelen elektriksel sinyaller bu kaslara düzenli bir ritimde ulaşır ve kontrol tamamen bizde veya refleks mekanizmasındadır.

Ancak seğirme başladığında, sinir uçları ile kas lifleri arasındaki iletişimde bir nevi “kısa devre” yaşanır. Sinir uçları, kaslara normalden çok daha sık, düzensiz ve kontrolsüz uyarılar göndermeye başlar. Bu aşırı uyarılma sonucunda, kasın tamamı değil ama belirli lif demetleri kasılıp gevşemeye başlar. İşte hissettiğiniz o “pırpır” etme duygusu, aslında mikroskobik düzeydeki bir sinirsel fırtınanın sonucudur.

Bu durumun en yaygın fizyolojik nedenleri şunlardır:

  • Yorgunluk
  • Stres
  • Uykusuzluk
  • Kafein

Bu faktörler vücuttaki adrenalin ve kortizol seviyelerini değiştirerek sinir uçlarının hassasiyetini artırır. Hassaslaşan sinir uçları en ufak bir uyarıda bile tetiklenerek kaslarda istemsiz hareketlere yol açar.

Sağ göz seğirmesi ile sol göz seğirmesi arasında tıbbi bir fark var mıdır?

Toplumumuzda ve dünyanın pek çok kültüründe sağ ve sol göz seğirmesine farklı anlamlar yüklenmiştir. “Sağ göz sağlığa, sol göz varlığa” gibi deyimler veya tam tersi inanışlar, bu fiziksel duruma mistik bir hava katar. Ancak tıbbi perspektiften baktığımızda, seğirmenin sağda veya solda olmasının kader veya gelecek haberiyle bir ilgisi yoktur.

Tıbbi açıdan “taraf” kavramı önemlidir ancak tamamen anatomik ve fizyolojik nedenlerle değerlendirilir. Eğer seğirme tek taraflıysa (unilateral), bu durum genellikle o bölgedeki lokal bir soruna işaret eder. Örneğin sağ gözünüzde hafif bir astigmat veya miyop varsa ve düzeltilmemişse, sağ gözünüzdeki kaslar odaklanmak için sol tarafa göre daha fazla efor sarf edecektir. Bu ekstra yük, yorgunluğa ve dolayısıyla sadece sağ tarafta seğirmeye neden olur.

Benzer şekilde sadece tek taraftaki yüz sinirine (fasiyal sinir) bir baskı veya tahriş varsa, spazmlar sadece o tarafta görülür. Ancak stres, uykusuzluk veya aşırı kafein tüketimi gibi tüm vücudu etkileyen sistemik nedenlerde, seğirme her iki gözde de görülebilir veya zaman zaman taraf değiştirebilir. Dolayısıyla sağ veya sol ayrımı, bize nörolojik kaynağın yerini veya göz yorgunluğunun hangi tarafta yoğunlaştığını anlamamız için yol gösterir.

Göz seğirmesi türleri ve klinik farkları nelerdir?

Her göz atması aynı değildir. Klinik pratikte göz seğirmelerini şiddetine, süresine ve yayılımına göre üç ana kategoride inceleriz. Bu ayrım, basit bir dinlenme önerisi ile ciddi bir tedavi protokolü arasındaki farkı belirler.

İlk ve en sık karşılaşılan tür Oküler Miyokimidir. Bu neredeyse herkesin tecrübe ettiği, genellikle tek göz kapağında (sıklıkla alt kapakta) görülen iyi huylu seğirmedir. Birkaç saat veya birkaç gün sürebilir, sonra kendiliğinden kaybolur. Miyokimi, kalıcı bir hasar bırakmaz ve genellikle yaşam tarzı düzensizliklerine bir tepkidir.

İkinci tür Benign Esansiyel Blefarospazmdır. Burada durum basit bir seğirmeden çıkarak, daha güçlü ve istemsiz kasılmalara (spazmlara) dönüşür. Bu durum genellikle iki taraflıdır, yani her iki gözü de etkiler. Başlangıçta sadece sık göz kırpma gibi görünse de zamanla gözlerin istemsizce sıkıca kapanmasına kadar ilerleyebilir. Hasta gözlerini açmakta zorlanır, ışığa karşı aşırı hassasiyet başlar. Bu nörolojik kökenli bir hareket bozukluğudur ve tedavi gerektirir.

Üçüncü ve daha nadir görülen tür ise Hemifasiyal Spazmdır. Bu tabloda seğirme göz kapağıyla sınırlı kalmaz. Yüzün aynı tarafındaki yanak, ağız kenarı ve bazen boyun kaslarına kadar yayılır. Genellikle beyin sapından çıkan yüz sinirinin bir damar tarafından baskı altına alınması sonucu oluşur. Bu durumun ayırıcı tanısı mutlaka yapılmalıdır.

Hemifasiyal spazmın ayırt edici özellikleri şunlardır:

  • Tek taraflı olması
  • Uykuda devam etmesi
  • Yanağa yayılması

Günlük yaşamda göz seğirmesi tetikleyicisi olan faktörler nelerdir?

Geçici göz seğirmelerinin çok büyük bir kısmı, çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Vücut tolerans sınırlarını zorladığında, sinir sistemi bu tür küçük “hatalar” vererek tepki gösterir. En yaygın tetikleyici şüphesiz strestir.

Yoğun stres altındayken vücut sürekli tetiktedir. Kas tonusu artar, sinir iletimi hızlanır. Göz çevresi kasları vücudun en ince ve hassas kaslarından olduğu için bu genel gerginlikten ilk etkilenen bölgelerden biridir. Çözülmemiş anksiyete, iş stresi veya duygusal travmalar, kronikleşen göz seğirmesi olarak kendini gösterebilir.

Bir diğer önemli suçlu modern dünyanın vazgeçilmezi olan ekranlardır. Bilgisayar, telefon veya tablet kullanımı sırasında “dijital göz yorgunluğu” gelişir. Ekrana dikkatle baktığımızda göz kırpma sayımız normalin çok altına düşer. Normalde dakikada 15-20 kez kırparken, ekran başında bu sayı 4-5’e inebilir. Bu durum hem göz yüzeyini kurutur hem de odaklanma kaslarını yorar. Yorulan kas titremeye başlar.

Diğer yaygın tetikleyiciler şöyledir:

  • Alkol kullanımı
  • Sigara tüketimi
  • Havasız ortamlar
  • Parlak ışıklar

Beslenme alışkanlıkları ve vitamin eksikliği göz seğirmesi yapar mı?

Kasların ve sinirlerin sağlıklı çalışabilmesi, doğru sinyalleri iletebilmesi ve gevşeyebilmesi için belirli minerallere ihtiyacı vardır. Beslenme düzenindeki eksiklikler, nöromusküler kavşak dediğimiz sinir-kas bağlantı noktasında iletim bozukluklarına yol açabilir.

Özellikle magnezyum bu konuda kilit rol oynar. Magnezyum, kasların gevşemesini sağlayan en önemli mineraldir. Eksikliğinde kaslar sürekli kasılı kalma eğilimi gösterir ve gevşeyemez. Bu da kramplara ve seğirmelere zemin hazırlar. Benzer şekilde kalsiyum ve potasyum dengesizliği de kas fonksiyonlarını bozar.

B vitamini grubu, özellikle B12 vitamini, sinir hücrelerinin koruyucu kılıfı olan miyelin tabakası için hayati önem taşır. B12 eksikliğinde sinirler daha savunmasız hale gelir ve hatalı sinyal iletimi (seğirme gibi) sıklaşır. D vitamini eksikliği de kas güçsüzlüğü ve seğirme ile ilişkilendirilmiştir.

Kas sağlığı için önemli besin grupları şunlardır:

  • Muz
  • Ispanak
  • Badem
  • Yoğurt
  • Balık

Bu besinlerin düzenli tüketimi, elektrolit dengesini koruyarak kasların sakinleşmesine yardımcı olur.

Göz kuruluğu tek başına bir seğirme nedeni olabilir mi?

Evet, göz kuruluğu seğirmenin en sık görülen ancak en çok gözden kaçan nedenlerinden biridir. Gözümüzün en dış tabakası olan kornea, vücuttaki en yoğun sinir ağına sahip dokudur. Buradaki en ufak bir kuruluk, tahriş veya düzensizlik, beyne acil durum sinyalleri gönderir.

Beyin, gözü korumak ve nemlendirmek için refleks olarak “göz kırp” emri verir. Kuruluk kronikleştiğinde, beyinden gelen bu emirler o kadar sıklaşır ki göz kapağı kasları artık sürekli bir spazm haline girer. Özellikle kontakt lens kullananlarda, bütün gün klimalı ofislerde çalışanlarda veya antihistaminik/antidepresan gibi kuruluk yapan ilaçları kullananlarda bu durum çok yaygındır.

Göz yüzeyinin nemini kaybetmesi, sadece yanma ve batma hissi yaratmakla kalmaz, aynı zamanda kasların stabilizasyonunu da bozar. Bu hastalarda sadece uygun bir suni gözyaşı tedavisi ile göz yüzeyini nemlendirmek bile, inatçı seğirmelerin ortadan kalkmasını sağlayabilir.

Ne zaman doktora gidilmeli ve hangi belirtiler tehlikelidir?

Pek çok göz seğirmesi zararsızdır ve birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak bazı durumlarda bu belirti, vücudun daha ciddi bir yardım çağrısı olabilir. “Bekle ve gör” politikasını bırakıp, bir uzmana başvurmanız gereken zamanı doğru belirlemek önemlidir.

Eğer seğirme 2-3 haftadan uzun sürüyorsa, bu artık geçici bir durum olmaktan çıkmış demektir. Süreklilik arz eden spazmlar, sinir sisteminde kalıcı bir irritasyonun veya nörolojik bir bozukluğun yerleşmeye başladığını gösterebilir. Ayrıca seğirmenin şiddeti de önemli bir kriterdir. Eğer her seğirmede göz kapağınız tamamen kapanıyor ve gözünüzü açmakta zorlanıyorsanız, bu basit bir miyokimi değil blefarospazm olabilir.

Acil değerlendirme gerektiren durumlar şunlardır:

  • Yüzde sarkma
  • Çift görme
  • Gözde şişlik
  • Gözde kızarıklık
  • Çapaklanma

Özellikle kasılmaların yanaklara, ağız çevresine veya boyuna yayılması, hemifasiyal spazm şüphesini doğurur ve mutlaka nörolojik ve oftalmolojik inceleme gerektirir.

Göz doktoru teşhisi koyarken hangi yöntemleri kullanır?

Hasta “gözüm seğiriyor” şikayetiyle geldiğinde, hekimin öncelikli amacı bunun basit bir yorgunluk belirtisi mi yoksa nörolojik bir hastalık mı olduğunu ayırt etmektir. Süreç detaylı bir hasta öyküsü (anamnez) ile başlar. Ne zaman başladı? Neler artırıyor? Uyku düzeni nasıl? Kafein tüketimi ne düzeyde? Bu sorular, tablonun çevresel faktörlere mi bağlı olduğunu anlamamızı sağlar.

Ardından “biyomikroskop” adı verilen cihazla detaylı bir göz muayenesi yapılır. Bu aşamada göz kapağının iç yapısı, kirpik dipleri, kornea yüzeyi incelenir. Blefarit (kirpik dibi iltihabı), kuru göz, alerji veya göze kaçmış gizli bir yabancı cisim olup olmadığı araştırılır. Çoğu zaman bu basit nedenlerin tespiti ve tedavisi seğirmeyi durdurur.

Eğer göz muayenesi tamamen normal olmasına rağmen seğirme çok şiddetli ve inatçıysa, sinir-kas iletimini ölçmek gerekebilir. Bu noktada nöroloji ile işbirliği yapılarak ileri tetkikler istenir.

Tanısal amaçlı kullanılan ileri yöntemler şunlardır:

  • EMG (Elektromiyografi)
  • MR (Manyetik Rezonans)
  • Gözyaşı testleri

EMG testi ile kasların elektriksel aktivitesi ölçülür ve sinirlerde bir kopukluk veya aşırı uyarılma olup olmadığı objektif olarak görülür.

Göz seğirmesi tedavisi için evde uygulanabilecek doğal yöntemler nelerdir?

Eğer doktorunuz ciddi bir sorun olmadığını belirttiyse, yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişikliklerle bu sorunu çözebilirsiniz. Tedavinin ilk basamağı her zaman dinlenmedir. Göz kasları da vücudun diğer kasları gibi yorulduğunda dinlenmeye ihtiyaç duyar.

Uyku, sinir sisteminin kendini resetlediği en önemli süreçtir. Kaliteli ve yeterli bir uyku (günde 7-8 saat), sinir iletim maddelerinin dengelenmesini sağlar. Ayrıca kafein ve alkol gibi uyarıcılara ara vermek, sinir uçlarının sakinleşmesine büyük katkı sunar.

Sıcak veya soğuk uygulamalar da kas spazmlarını çözmede etkilidir. Göz kapaklarına ılık havlu veya pamukla yapılacak nazik bir kompres, kaslardaki kan dolaşımını artırarak gevşeme sağlar. Bazen de tam tersi, soğuk uygulama sinir iletimini yavaşlatarak rahatlama sağlayabilir; hangisinin size iyi geldiğini deneyerek bulabilirsiniz.

Evde uygulanabilecek diğer önlemler şunlardır:

  • Ekran molaları
  • Göz masajı
  • Erken yatmak
  • Bol su içmek

Özellikle bilgisayar başında her 20 dakikada bir 20 saniye uzağa bakarak göz kaslarını gevşetmek (20-20-20 kuralı) çok etkilidir.

Kronik göz seğirmesinde botoks tedavisi neden ve nasıl uygulanır?

Basit önlemlerle geçmeyen, hastanın görmesini engelleyen veya sosyal hayatını kısıtlayan spazmlarda (Blefarospazm ve Hemifasiyal Spazm), modern tıbbın sunduğu en etkili tedavi “Botulinum Toksini” (BTX-A) enjeksiyonlarıdır. Halk arasında estetik amaçlı bilinen botoks, aslında oftalmolojide çok güçlü bir tedavi silahıdır.

Botulinum toksininin çalışma prensibi oldukça zekicedir. Sinir uçlarından kaslara “kasıl” emrini veren asetilkolin adlı kimyasal maddenin salınımını geçici olarak durdurur. İlaç, aşırı aktif olan göz çevresi kaslarına (Orbicularis Oculi) çok ince iğnelerle enjekte edildiğinde, o bölgedeki iletişimi bloke eder. Böylece beyin “kasıl” emri gönderse bile, kas bu emri alamaz ve gevşek kalır.

Bu tedavi, hastaların çok büyük bir kısmında (%90 üzerinde) belirgin rahatlama sağlar. Etkisi enjeksiyondan 3-5 gün sonra başlar ve yaklaşık 3-4 ay devam eder. Etki geçici olduğu için, spazmlar geri döndüğünde işlemin tekrarlanması gerekir. Bu yöntemle hastalar gözlerini rahatça açabilir, kitap okuyabilir ve günlük işlerini yapabilir hale gelirler.

Botoks uygulamasının riskleri ve dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Botulinum toksini uygulaması dışarıdan basit bir iğne işlemi gibi görünse de aslında derin bir anatomi bilgisi ve tecrübe gerektirir. Göz çevresi, vücudun en karmaşık kas ve sinir yapılarına sahip bölgelerinden biridir. Milimetrik hatalar, istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Enjeksiyonun hedefi, gözü kapatan kaslardır. Ancak hemen bu kasların altında veya yanında, göz kapağını kaldıran (Levator) kaslar ve gözü hareket ettiren diğer kaslar bulunur. Eğer ilaç yanlış noktaya yapılırsa veya doku içinde dağılırsa, komşu kaslar da etkilenir.

Olası yan etkiler şunlardır:

  • Pitozis (Kapak düşüklüğü)
  • Çift görme
  • Göz kuruluğu
  • Göz yaşarması

Özellikle pitozis, yani göz kapağının düşmesi ve hastanın gözünü açamaması, en çekinilen komplikasyondur. Bu nedenle uygulamanın mutlaka göz anatomisine hakim bir Göz Hastalıkları Uzmanı (Oftalmolog) tarafından yapılması şarttır. Uzman hekimler, ilacı göz kapağının “pretarsal” dediğimiz en uç kısmına, özel tekniklerle uygulayarak bu riskleri minimize ederler.

İlaç ve cerrahi tedavi göz seğirmesi için bir seçenek midir?

Kronik spazmlarda (Blefarospazm gibi) ağızdan alınan kas gevşetici veya nörolojik ilaçlar da denenebilir. Ancak bu ilaçların etkinliği genellikle sınırlıdır ve tüm vücudu etkiledikleri için sersemlik, uyku hali gibi yan etkilere neden olabilirler. Yapılan çalışmalar ilaç tedavisinin hastalarda sadece kısmi bir rahatlama sağladığını göstermektedir. Bu nedenle botulinum toksini, ilaçlara göre çok daha etkili ve lokal bir çözüm olarak ilk tercihtir.

Çok nadir durumlarda, hasta botoks tedavisine yanıt vermeyebilir veya spazmlar o kadar şiddetlidir ki enjeksiyonlar yetersiz kalır. İşte bu noktada cerrahi seçenek olan “Miyektomi” gündeme gelebilir.

Miyektomi ameliyatının özellikleri şunlardır:

  • Kas çıkarılması
  • Sinir kesilmesi
  • Kalıcı çözüm
  • Uzun iyileşme

Bu ameliyatta, gözü kısmaya neden olan kas lifleri ve sinir uçları cerrahi olarak çıkarılır. Bu geri dönüşü olmayan bir işlemdir ve ciddi bir karardır. Genellikle diğer tüm yollar denendikten sonra “son çare” olarak başvurulur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button