Göz anjiyosu, tıbbi adıyla Fundus Floresein Anjiyografisi (FFA), gözün arka tabakasında yer alan retinanın mikroskobik damar yapısını haritalandırmak için kullanılan, ağrısız ve hızlı bir tanı yöntemidir. Bu tetkikte koldaki bir toplardamardan steril bir boyar madde enjekte edildikten hemen sonra, göz arkasındaki kan akışı özel filtreli kameralar sayesinde saniye saniye kaydedilir. Uygulama, damarlardaki sızıntıları, tıkanıklıkları veya beslenme bozukluklarını hücresel düzeyde belirlemeye olanak tanır. Modern oftalmoloji pratiğinde, özellikle diyabet ve sarı nokta hastalığı gibi görme kaybına yol açan ciddi vasküler sorunların teşhisinde kullanılan bu görüntüleme tekniği, retinanın sağlığını korumak adına atılan en temel ve güvenilir adımdır.
Göz Anjiyosu (FFA) Nedir ve Kalp Anjiyosundan Hangi Yönleriyle Ayrılır?
Halk arasında anjiyo kelimesi duyulduğunda genellikle ilk akla gelen, kalp veya beyin damarlarını incelemek için kasıktan girilerek yapılan girişimsel işlemlerdir. Bu durum genellikle hastalarda bir miktar kaygı yaratır. Ancak göz anjiyosu, kalpte uygulanan işlemlerden tamamen farklı, ayakta uygulanan ve çok daha konforlu bir süreçtir. Vücudun içine herhangi bir kateter, tel veya tüp gönderilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Sadece koldaki yüzeysel bir toplardamardan boyalı bir su verilir ve hasta çenesini bir fotoğraf makinesine yaslayarak ışıklara bakar. Herhangi bir cerrahi kesi yapılmaz, hastanede yatmaya gerek duyulmaz. İşlem bittikten kısa bir süre sonra günlük yaşama dönmek genellikle mümkündür.
Kalp anjiyosundan ayrılan temel özellikleri şunlardır:
- Kesi yapılmaması
- Lokal uyuşturma gerektirmemesi
- Kateter veya tel kullanılmaması
- Hastaneye yatış gerektirmemesi
- İşlemin kısa sürmesi
Neden Damar İçi İncelemeler İçin Göz Anjiyosu (FFA) Yaptırmaya İhtiyaç Duyarız?
Göz küresinin iç yüzeyini adeta bir duvar kağıdı gibi kaplayan retina tabakası, dışarıdan gelen ışığı algılayıp beyne iletmekle görevlidir. Bu son derece karmaşık dokunun görevini yapabilmesi için oldukça güçlü bir kan dolaşımına ve bol miktarda oksijene ihtiyacı vardır. Standart göz muayenelerinde özel merceklerle gözün içine bakıldığında damarların sadece dış görünüşü hakkında genel bir fikir edinilebilir. Damarların içinde kanın yeterli hızda akıp akmadığını, duvarlarda bir sızdırma olup olmadığını veya dokuların yeterince oksijenlenip oksijenlenmediğini çıplak gözle anlamak genellikle mümkün olmaz. Sistemik hastalıklar en çok vücudun en ince damarlarına zarar verir. Gözün mikroskobik dolaşım ağının canlı ve hareketli bir haritasını çıkarmak, hasarın boyutunu anlamaya büyük ölçüde yardımcı olur.
Göz Anjiyosu (FFA) Çekimi Öncesinde Hangi Hazırlık Aşamalarından Geçilir?
İşlem kararı alındıktan sonra, kameranın gözün arka duvarını çok geniş bir açıyla, net bir şekilde görebilmesi için göz bebeğinin genişletilmesi gerekir. Göz bebeği, ortamın ışığına göre büyüyüp küçülen bir diyafram gibi çalışır. Cihazın flaşları patladığında göz bebeğinin küçülmemesi için hastanın gözüne özel damlalar damlatılır. Bu damlaların etki etmesi ve istenilen genişliğe ulaşılması genellikle on beş ile otuz dakika arasında bir zaman alır. Göz bebeği büyüdüğünde göze giren ışık miktarı arttığı için hastalar bazı geçici görme farklılıkları yaşarlar. Bu etki birkaç saat içinde yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu süre zarfında hastaların kendi başlarına araç kullanmamaları tavsiye edilir.
Kullanılan damlaların yol açtığı geçici etkiler şunlardır:
- Yakını bulanık görme
- Işık hassasiyeti
- Odaklanma güçlüğü
- Gözlerde kamaşma
Adım Adım İlerlersek Göz Anjiyosu (FFA) Nasıl Yapılır?
Hazırlık aşaması sorunsuz bir şekilde tamamlandıktan sonra hasta, fundus kamerası adı verilen mikroskobik merceklere sahip özel bir görüntüleme sisteminin önüne oturtulur. Hastadan çenesini ve alnını cihaza dayaması, hareket etmemesi ve cihazın içindeki hedef ışıklara odaklanması istenir. Önce boya verilmeden gözün doğal durumunun referans fotoğrafları alınır. Ardından, sağlık personeli tarafından hastanın kolundaki bir damar yolundan sodyum floresein adı verilen özel sıvı enjekte edilir. Bu işlem çok kısa sürer ve boya hemen dolaşıma katılır. Kalbe ulaşan boya, oradan pompalanarak boyun damarları üzerinden saniyeler içinde göze ulaşır. Göze ulaştığı an itibarıyla cihaz ardışık fotoğraflar çekmeye başlar ve dokuların boyanma süreci kaydedilir.
Göz Anjiyosu (FFA) Çekimi Sırasında Hissedilenler ve Cihazın Çalışma Prensibi Nasıldır?
Damar yolundan verilen turuncu renkli ilaç kana karıştığı andan itibaren, kameranın içindeki mekanizma devreye girer. Cihaz, hastanın gözüne mavi renkte ışıklar gönderir. Bu mavi ışık floresein maddesine çarptığında, maddenin fiziksel yapısı gereği ışığın enerjisi değişir ve yeşil-sarı bir renk olarak geri yansır. Kameranın içindeki filtreler sadece bu yeşil-sarı ışığı yakalar, böylece karanlık bir arka planda sadece damarların içinden geçen boya beyaz bir parlaklık olarak görünür. İlaç vücuda ilk girdiğinde bazı bedensel duyumlar oluşabilir, bunlar kısa süre içinde kendiliğinden geçme eğilimindedir.
Boya vücuda yayıldığında kısa süreliğine yaşanabilecek durumlar şunlardır:
- Midede hafif bulantı
- Ağızda metalik tat
- Vücutta geçici sıcaklık hissi
- Enjeksiyon bölgesinde hafif sızı
Göz Anjiyosu (FFA) İşlemi Bittikten Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?
Çekim tamamlandığında hastaların hemen klinikten ayrılmaları istenmez. Genellikle on beş ile yirmi dakika kadar bekleme salonunda istirahat etmeleri ve gözetim altında tutulmaları tavsiye edilir. Alerjik bünyeye sahip kişilerde bu bekleme süresi biraz daha uzatılabilir. Eve dönüldüğünde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri bol su tüketimidir. Sodyum floresein vücutta birikmeyen, radyoaktif olmayan ve böbrekler yoluyla idrara karışarak atılan bir maddedir. Su içmek, ilacın vücuttan temizlenme sürecine oldukça katkı sağlar. İlacın vücuttan atılımı sırasında bazı estetik farklılıklar gözlemlenmesi doğaldır ve bu durumlar kısa sürede tamamen kaybolur.
Vücuttan atılım sürecinde gözlemlenebilecek geçici durumlar şunlardır:
- İdrarın koyu sarı renge dönmesi
- İdrarda turuncu yansımalar
- Açık tenli kişilerde ciltte sararma
- Gözyaşında hafif renk değişimi
Çekilen Göz Anjiyosu (FFA) Fotoğraflarında Hangi Damar Evreleri Gözlemlenir?
Kameranın kaydettiği görüntüler, kanın gözün arka duvarındaki fizyolojik yolculuğunun belirli aşamalarını gösterir. Boya önce retinanın altındaki kalın damar tabakasına ulaşarak burayı doldurur. Saniyeler sonra retinayı besleyen ana atardamarlara giriş yapar ve ağaç dalları gibi etrafa yayılır. Ardından dokuların içindeki en küçük kılcal damar ağına nüfuz eder. Sağlıklı bir gözde bu incecik damarlar, içlerindeki sıvıyı kesinlikle dışarı sızdırmazlar. Kan dokuyu dolaştıktan sonra toplardamarlar aracılığıyla gözü terk etmeye başlar. İlerleyen dakikalarda damarların içindeki boya iyice azalır ve varsa doku boşluklarında birikmiş olan hastalıklı sızıntı alanları beyaz parlak lekeler olarak çok daha net bir şekilde ortaya çıkar.
Şeker Hastalığının (Diyabet) Retinaya Etkileri Göz Anjiyosu (FFA) İle Nasıl Görülür?
Şeker hastalığı, vücuttaki pek çok sistemle birlikte göz dokularını da yavaş yavaş etkileyen sinsi bir süreçtir. Kanda uzun süre yüksek seyreden şeker, zamanla gözün en arka kısmındaki ince kılcal damarların iç yapısını zayıflatır. Damarların duvarları aşınır ve buralarda minik baloncuklar oluşur. Bu baloncuklar kanın sıvı kısmını doku içine sızdırarak görme merkezinin su toplayıp şişmesine zemin hazırlar. Hastalık daha da ilerlediğinde bazı damarlar tamamen tıkanır ve dokular oksijensiz kalır. Oksijensiz kalan doku, beslenebilmek umuduyla yeni damarlar üretmeye çalışır ancak bu yeni damarlar çok kırılgandır ve göz içine kanamaya meyillidir. Bu görüntüleme yöntemi, bahsi geçen sorunların yerini milimetrik olarak haritalandırmaya destek olur.
Diyabetin gözde yaratabileceği ve anjiyoda tespit edilmeye çalışılan sorunlar şunlardır:
- Kılcal damar baloncukları
- Sıvı sızıntıları
- Oksijensiz doku alanları
- Kırılgan yeni damarlar
- Kanama odakları
Sarı Nokta Hastalığında Göz Anjiyosu (FFA) Neden Kritik Bir Öneme Sahiptir?
İleri yaşlarda merkezi görmeyi etkileyen ve yaşam kalitesini oldukça düşüren durumlardan biri de sarı nokta hastalığıdır. Hastalığın temel olarak kuru ve yaş olmak üzere iki farklı karakteri bulunur. Kuru türünde hücreler zamanla yavaş yavaş yaşlanırken, yaş türünde retinanın hemen altında gelişmemesi gereken anormal damar yumakları ortaya çıkar. Bu yeni damarlar kanamaya ve su sızdırmaya çok müsaittir. Hastalar genellikle düz olan çizgileri dalgalı görmeye başlarlar. Kuru hastalık tablosunun yaş hastalık tablosuna dönüşüp dönüşmediğini anlamanın en güvenilir yollarından biri bu boyalı incelemedir. Damardan verilen boya, hücrelerin altında gizlice büyüyen ve sıvı sızdıran damarları aydınlatarak hekimin doğru tedaviye hızlıca başlamasına zemin hazırlar.
Bu hastalığın ilerlemesi durumunda hastaların fark edebileceği şikayetler şunlardır:
- Düz çizgilerin bükülmesi
- Merkezde bulanık alanlar
- Okuma yetisinin azalması
- Renklerin soluk algılanması
Göz İçi Damar Tıkanıklıkları Göz Anjiyosu (FFA) Haritasına Nasıl Yansır?
Göz damar tıkanıklıkları, gözün ana veya yan toplardamarlarından birinin genellikle bir pıhtı veya damar sertliğine bağlı olarak kapanması durumudur. Bu durumu trafiğe kapanmış, tıkanmış bir otoyola benzetmek mümkündür. Otoyol kapandığında geride kalan araçların birikmesi gibi, tıkanan damarın gerisinde kalan kan da damar dışına taşarak retina içine yayılır ve çok şiddetli bir doku şişliğine (ödem) neden olur. Görüntüleme haritasında, tıkanıklığın hangi seviyede olduğu ve bu durum nedeniyle ne kadarlık bir dokunun oksijensiz kaldığı incelenir. Oksijensiz alanın büyüklüğü, hastanın ne kadar tedavi görmesi gerektiği konusunda fikir verir.
Damar tıkanıklığı durumunda göz arkasında rastlanabilecek bulgular şunlardır:
- Şiddetli doku ödemi
- Yaygın kanamalar
- Oksijen yetersizliği
- Hücresel zedelenmeler
Bazı Durumlarda Göz Anjiyosu (FFA) İçin Neden Farklı Bir Boya Tercih Edilir?
Standart uygulamalarda kullanılan floresein boyası, retinanın yüzeye yakın damarlarını haritalandırmak için oldukça başarılıdır. Ancak sorun retinanın daha derinlerindeyse, özellikle alttaki damar tabakasındaysa, standart boya görüntüyü tam netleştiremeyebilir. Alt tabakanın yapısı elek gibi olduğu için boyayı hızla etrafa yayar ve görüntünün bulanıklaşmasına sebep olur. Ayrıca bazı bireylerde gözün doğal renk tabakası çok kalındır ve ışığın aşağıya geçmesine izin vermez. Böyle durumlarda İndosiyanin Yeşili adı verilen farklı bir madde tercih edilebilir. Bu madde kızılötesi ışıkla çalışarak kalın dokuların altını daha rahat gösterebilir.
Bu özel boyanın kullanımına ihtiyaç duyulan durumlar şunlardır:
- Derin doku hastalıkları
- Kalın pigmentli dokular
- Göz içi polipler
- Sebebi belirsiz kanamalar
Göz Anjiyosu (FFA) Kimler İçin Riskli Olabilir ve Hangi Yan Etkilere Yol Açabilir?
Bu işlem tıbbi veriler ışığında genel olarak düşük riskli ve oldukça güvenli bir tetkik olarak değerlendirilir. Fakat yine de vücuda dışarıdan bir madde verildiği için bazı özel sağlık durumlarında dikkatli olunması gerekir. Kullanılan ilaca karşı bilinen bir alerjisi olan kişilere bu işlemin yapılması genellikle tavsiye edilmez. Ağır astım hastalarında nadir de olsa solunumla ilgili rahatsızlıklar tetiklenebilir. Gebelik sürecindeki kadınlarda ise işlemin bebeğe etkileri konusunda çok fazla veri olmadığından, hayati bir gerekçe olmadıkça işlem uygulanmaz. Böbreklerinde sorun olan hastalarda ilacın atılımı yavaş olacağından ekstra önlemler alınması gerekebilir.
İşlemin uygulanmasının uygun bulunmadığı veya çok dikkat gerektirdiği durumlar şunlardır:
- Ağır astım krizleri
- İleri derece kalp yetmezliği
- İlaç alerjisi öyküsü
- Aktif gebelik dönemi
Göz Anjiyosu (FFA) Çekildikten Sonra Lazer Tedavisine Nasıl Karar Verilir?
Elde edilen detaylı fotoğraflar kendi başına hastalığı iyileştirmez; tedavi aşamasında doktora yol gösteren bir harita işlevi görür. Bu haritaya bakılarak karar verilen en yaygın işlemlerden biri lazer tedavileridir. Lazer ışınları göz dışından içeri yönlendirilerek hasta dokularda mikroskobik yanıklar oluşturur. Buradaki asıl mantık, gözün oksijensiz kalmış çevresel kısımlarını feda ederek, asıl görme merkezine daha fazla oksijen gitmesini sağlamaktır. Anjiyo olmadan hangi bölgelerin oksijensiz kaldığını anlamak neredeyse imkansızdır. Lazer tedavisi, görmeyi eski haline getirmekten ziyade, hastalığın daha da kötüye gitmesini yavaşlatmayı hedefler.
Lazer uygulamasıyla elde edilmek istenen temel faydalar şunlardır:
- Oksijen ihtiyacını azaltmak
- Sızıntı alanlarını kapatmak
- Yeni kanamaları önlemek
- Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak
Göz Anjiyosu (FFA) Sonuçları İğne Tedavilerini Nasıl Yönlendirir?
Sarı nokta hastalığı, diyabet veya damar tıkanıklığı gibi durumlarda görme merkezinde sıvı toplanması (ödem) gelişebilir. Bu sıvı birikimini dağıtmak ve anormal damarların sızdırmasını durdurmak için doğrudan göz küresinin içine, son derece ince uçlu iğnelerle özel ilaçlar verilmesi gerekebilir. Bu ilaçlar dokulardaki şişkinliğin inmesine büyük oranda yardımcı olur. Ancak iğne yapmadan önce gözün içinde zarlar veya çekintiler olup olmadığını anjiyo fotoğraflarına bakarak kontrol etmek çok önemlidir. Eğer zarlar varsa, ilaç bu zarları büzüştürüp retinaya zarar verebilir. Tedavi güvenliği için bu ön incelemeler büyük önem taşır.
Göz içine uygulanan ilaçların genel hedefleri şunlardır:
- Dokudaki sıvıyı azaltmak
- Anormal damarları büzmek
- Hücre hasarını yavaşlatmak
- Görme kalitesini korumaya çalışmak
Teknolojik Gelişmeler ve Yapay Zeka Göz Anjiyosu (FFA) Cihazlarını Nasıl Değiştirdi?
Geçmiş yıllarda kullanılan standart cihazlar, gözün arka duvarının sadece dar bir bölümünü tek seferde görüntüleyebiliyordu. Gözün uzak çevresindeki hastalıkları görebilmek için hastanın sürekli farklı yönlere bakması gerekiyordu. Günümüzde ise ayna sistemleri ve optik bilimindeki ilerlemeler sayesinde tek bir cihazla gözün tamamına yakını aynı anda fotoğraflanabilmektedir. Dahası, yapay zeka yazılımları bu görüntülerin analiz edilmesine destek olmaktadır. Yazılımlar, dokulardaki hasarlı kısımları, kanama boyutlarını veya sızıntı yapan küçük baloncukları otomatik olarak sayıp işaretleyebilmektedir. Bu gelişim, hastalıkların tedavi sürecinin daha nesnel verilerle takip edilmesine olanak tanır.
Yeni cihazların sunduğu güncel kolaylıklar şunlardır:
- Çok daha geniş görüş açısı
- Hasta için daha rahat çekim
- Otomatik hasar tespiti
- Tedavi seyrinin sayısal takibi
Sıkça sorulan sorular
Göz Anjiyosu (FFA) hangi göz hastalıklarının tanısında kullanılır ve neden istenir?
Göz Anjiyosu (FFA), retina damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlar. Diyabetik retinopati, sarı nokta hastalığı, damar tıkanıklıkları ve retina dolaşım bozukluklarının tanısı ile tedavi planlamasında önemli bilgiler sunar.
Göz Anjiyosu (FFA) nasıl yapılır ve işlem sırasında hastayı neler bekler?
FFA işleminde kol damarından floresan boya verilir ve özel kamera ile retina damarlarının görüntüleri çekilir. İşlem genellikle kısa sürer, ağrısızdır ve çekim boyunca hastanın sabit bir noktaya bakması istenir.
Göz Anjiyosu (FFA) öncesinde nasıl hazırlanmak gerekir ve aç olmak gerekli midir?
Çoğu hastada özel bir hazırlık gerekmez ve genellikle aç kalmaya ihtiyaç duyulmaz. Kullanılan ilaçlar, alerji öyküsü ve kronik hastalıklar işlem öncesinde doktora bildirilmeli, önerilen hazırlık talimatlarına uyulmalıdır.
Göz Anjiyosu (FFA) sırasında kullanılan boya güvenli midir ve alerjik reaksiyon riski var mıdır?
FFA’da kullanılan floresan boya çoğu hasta tarafından güvenle tolere edilir. Nadiren bulantı, cilt döküntüsü veya alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu nedenle işlem deneyimli sağlık ekibi tarafından uygun koşullarda gerçekleştirilir.
Göz Anjiyosu (FFA) sonrasında geçici yan etkiler görülmesi normal midir?
İşlem sonrasında idrarın ve cildin kısa süreli sarımsı renkte görünmesi normal kabul edilir. Göz bebekleri büyütüldüyse birkaç saat bulanık görme ve ışığa hassasiyet yaşanabilir, bu etkiler genellikle kendiliğinden düzelir.
Göz Anjiyosu (FFA) ile Optik Koherens Tomografi (OCT) arasındaki fark nedir?
FFA retina damarlarının kan akışını ve damar sızıntılarını gösterirken, OCT retina katmanlarının ayrıntılı kesitsel görüntülerini oluşturur. Birçok hastada bu iki yöntem birlikte kullanılarak daha kapsamlı değerlendirme yapılır.
Göz Anjiyosu (FFA) diyabete bağlı retina hasarının değerlendirilmesinde neden önemlidir?
FFA, diyabete bağlı retina damarlarındaki kaçakları, yeni damar oluşumunu ve dolaşım bozukluklarını ayrıntılı olarak gösterir. Bu bilgiler lazer tedavisi veya göz içi enjeksiyon gibi tedavilerin planlanmasına yardımcı olur.
Göz Anjiyosu (FFA) kimlere uygulanamaz ve hangi durumlarda dikkatli olunmalıdır?
Floresan boyaya karşı ciddi alerji öyküsü bulunan kişilerde ve bazı özel sağlık durumlarında işlem öncesinde ayrıntılı değerlendirme yapılır. Hamilelik veya önemli sistemik hastalıklar varsa uygulama kararı hekim tarafından bireysel olarak verilir.
Göz Anjiyosu (FFA) sonuçları ne kadar sürede çıkar ve nasıl değerlendirilir?
FFA görüntüleri işlem tamamlandıktan hemen sonra elde edilir. Göz hastalıkları uzmanı damar yapısını, olası sızıntıları ve dolaşım bozukluklarını değerlendirerek tanıyı netleştirir ve uygun tedavi planını oluşturur.
Göz Anjiyosu (FFA) sonrasında günlük yaşama ne zaman dönülebilir ve nelere dikkat edilmelidir?
Hastaların büyük bölümü aynı gün normal yaşamına dönebilir. Göz bebeği büyütüldüyse araç kullanmaktan kaçınılmalı, bulanık görme düzelene kadar dikkat gerektiren aktiviteler ertelenmeli ve bol sıvı tüketilmesi önerilmelidir.

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
