Göz ameliyatı çeşitleri; miyop, hipermetrop ve astigmatı kalıcı olarak düzelten lazer (SMILE, LASIK, PRK) operasyonları, yaşa bağlı matlaşan merceğin yenilendiği katarakt ve akıllı lens uygulamaları, yüksek göz tansiyonunu kontrol altına alan glokom cerrahisi, sinir ağındaki yırtıkları onaran vitrektomi, saydamlığını yitiren dokuların değiştirildiği kornea nakli ile kapak ve gözyaşı kanalı sorunlarını çözen oküloplasti müdahalelerinden oluşur. Modern oftalmolojinin sunduğu bu geniş cerrahi spektrum, ileri düzey mikro-kesi teknolojileriyle uygulanarak maksimum optik performans hedefler. Gözün doğal biyomekanik yapısını korumayı önceliklendiren bu hassas ve kişiselleştirilmiş cerrahi yöntemler görme kalitesini iyileştirirken hastaların günlük yaşantılarına konforlu ve güvenli bir şekilde geri dönmelerini sağlar.
Kırma Kusurlarında Lazer Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Gözümüzün en ön kısmında yer alan, saatin camına benzeyen saydam ve kavisli dokuya kornea adı verilir. Gelen ışık demetleri ilk olarak bu tabakadan geçerek kırılır. Ancak göz küresinin normalden uzun olması, kısa olması veya korneanın şeklinin tam yuvarlak olmaması gibi yapısal nedenlerle ışık doğru noktaya odaklanamaz. İşte bu durumlara miyopi, hipermetropi ve astigmatizma adını veriyoruz. Korneal refraktif cerrahi, bu kırma kusurlarını kalıcı olarak sıfırlamak veya en aza indirmek için korneanın dış yüzeyinin bilgisayar kontrollü lazer ışınlarıyla milimetrik düzeyde yeniden şekillendirilmesi işlemidir.
Bu tedavinin uygulanabilmesi için hastanın göz gelişimini tamamlamış olması, yani on sekiz yaşını doldurmuş olması kritik bir öneme sahiptir. Ayrıca numaraların dalgalanmaması ve son bir veya iki yıl içerisinde büyüme göstermemesi aranır. Ameliyat öncesi yapılan muayeneler son derece titiz bir mühendislik çalışmasını andırır. Korneanın üç boyutlu haritası çıkarılır, kalınlığı hücre hücre ölçülür ve gözyaşı kalitesi detaylıca incelenir.
Lazer tedavisi öncesinde değerlendirilen kriterler şunlardır:
- Gözlük numarasının stabilitesi
- Kornea tabakasının kalınlığı
- Göz yüzeyinin kuruluğu
- Topografik harita sonuçları
Flepsiz Yöntem Olan SMILE Göz Ameliyatı Çeşitleri Nasıl Uygulanır?
SMILE teknolojisi, korneal refraktif cerrahide gelinen en son noktayı ve en az müdahaleyle en yüksek sonucu almayı hedefleyen minimal invaziv dönemi temsil eder. Bu yöntemin en çarpıcı özelliği, işlemin tamamının tek bir femtosaniye lazer cihazı ile yapılması ve gözün ön yüzeyinde geniş bir kapakçık (flep) açılmasına gerek duyulmamasıdır. Geleneksel yöntemlerde yüzeyden geniş bir doku kaldırılırken, SMILE yönteminde lazer ışınları doğrudan korneanın iç katmanlarına odaklanır. Lazer, saniyeden çok daha kısa bir süre içinde milyonlarca mikroskobik plazma baloncuğu oluşturarak korneanın tam kalbinde incecik bir doku diski, tıp dilindeki adıyla bir lentikül yaratır.
Daha sonra cerrah, korneanın kenarında açılmış sadece iki veya üç milimetrelik minnacık bir tünelden girerek bu doku parçasını dışarı çıkarır. İçeriden parça alındığı için korneanın şekli değişir ve kırma kusuru düzelir. Bu yaklaşımın en büyük artısı, korneanın en üstündeki doğal köprü yapısının ve yüzeyel sinir ağının neredeyse hiç bozulmamasıdır. Sinirlerin korunması sayesinde, ameliyat sonrasında göz kuruluğu şikayetleri ciddi oranda azalır. Özellikle darbelere açık temas sporları yapanlar, askeri personel veya aktif yaşam tarzına sahip bireyler için son derece güvenli bir seçenektir.
SMILE yönteminin sunduğu başlıca avantajlar şunlardır:
- Kuru göz riskinde azalma
- Biyomekanik direncin korunması
- Günlük yaşama hızlı dönüş
- Dikişsiz iyileşme süreci
Femto-LASIK Göz Ameliyatı Çeşitleri Kimler İçin Uygundur?
Uzun yıllardır tüm dünyada en sık uygulanan ve güvenilirliği kanıtlanmış olan LASIK cerrahisinin en modern ve en hassas formuna Femto-LASIK diyoruz. Geçmiş yıllarda kornea yüzeyinden kapakçık kaldırma işlemi otomatik, hareketli ince bıçaklarla yapılırken, günümüzde bu işlem tamamen bıçaksız olarak femtosaniye lazerlerle gerçekleştirilmektedir. Lazer, korneanın üst tabakasında son derece pürüzsüz, düzgün kenarlı ve istenilen mikron kalınlığında mükemmel bir flep (kapakçık) oluşturur. Bir kitabın kapağını açmak gibi düşünebileceğimiz bu adımın ardından, ikinci lazer sistemi olan excimer lazer devreye girerek alt dokuyu yeniden şekillendirir ve kapakçık tekrar nazikçe eski yerine örtülür.
Bu işlemin hasta açısından en sevindirici yönü, iyileşmenin adeta mucizevi bir hızda gerçekleşmesidir. Doğal bir doku yara bandı gibi kendi üzerine örtüldüğü için ağrı sızı minimum düzeydedir. Hastalar ameliyat masasından kalktıktan sadece birkaç saat sonra çevreyi net bir şekilde görmeye başlar ve ertesi gün rahatlıkla işlerine güçlerine dönebilirler. Özellikle kornea kalınlığı uygun olan yüksek hipermetrop veya yüksek astigmat problemi yaşayan bireylerde harika sonuçlar verir.
Femto-LASIK sonrası yaşanabilecek geçici durumlar şunlardır:
- Işık hassasiyeti
- Gözde hafif sulanma
- Gece parlamaları
- Hafif batma hissi
Yüzeyel Ablasyon ve No-Touch Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Bazen hastanın kornea tabakası, bir kapakçık açılmasına izin vermeyecek kadar ince olabilir veya hastanın göz yapısı kapakçıkla ilgili hiçbir risk alınmaması gereken bir durum sergileyebilir. İşte böyle durumlarda yüzeyel ablasyon dediğimiz teknikler devreye girer. Bu yöntemde korneada herhangi bir kesi yapılmaz veya bir flep kaldırılmaz. Bunun yerine, korneanın en üstündeki canlı ve kendini yenileyebilen ince zar tabakası (epitel) uzaklaştırılır ve lazer ışınları doğrudan kornea yüzeyine uygulanır.
Halk arasında son yıllarda “No-Touch” olarak bilinen ve sıkça duyulan yöntem aslında tıbbi literatürdeki Transepitelyal PRK (TransPRK) işleminin ta kendisidir. Cihaz hiçbir şekilde göze fiziksel olarak temas etmez; en üstteki hücre tabakası da alttaki doku da tek aşamada lazer ışınları tarafından buharlaştırılarak düzeltilir. İşlem inanılmaz derecede kısa sürer ve güvenlidir. Ancak üstteki hücre tabakasının tıpkı derideki bir sıyrık gibi kendini doğal yollarla yeniden üretip örtmesi üç ile beş gün arası sürer. Bu onarım sürecinde hastanın gözünde batma, yanma ve sulanma olması son derece doğaldır. İyileşme tamamlandığında ise elde edilen görsel keskinlik diğer yöntemler kadar mükemmeldir.
Yüzeyel ablasyon yöntemlerinin temel özellikleri şunlardır:
- Flep oluşturulmaması
- İnce kornealara uygunluk
- Mekanik temasın olmaması
- Epitelin kendini yenilemesi
Katarakt Hastalığında Göz Ameliyatı Çeşitleri Nasıl Yapılır?
İnsan gözünün içinde, tıpkı fotoğraf makinesinin objektifi gibi görev yapan, uzak ve yakın objelere odaklanmamızı sağlayan şeffaf ve doğal bir mercek bulunur. Yıllar geçtikçe, güneşin ultraviyole ışınlarının etkisi, metabolik değişiklikler ve en başta yaşlanma süreciyle birlikte bu berrak mercek şeffaflığını yitirerek sararmaya ve matlaşmaya başlar. Buzlu bir camın arkasından bakıyormuş hissi yaratan bu duruma katarakt diyoruz. Kataraktın ilaçla, damlayla veya gözlükle tedavi edilmesi mümkün değildir; tek çözüm matlaşan bu dokunun cerrahi olarak gözden uzaklaştırılmasıdır.
Modern tıp, fakoemülsifikasyon adı verilen ve halk arasında lazerli katarakt ameliyatı olarak da bilinen ultrasonik teknolojiyi kullanır. Gözün şeffaf tabakasından yalnızca birkaç milimetrelik bir kesi ile girilir. Kalem ucu inceliğindeki bir titanyum prob, saniyede binlerce kez titreşerek yaydığı ultrasonik ses dalgalarıyla sertleşmiş katarakt dokusunu göz içinde küçük parçalara ayırır ve aynı anda vakumlayarak dışarı çeker. Gözün kendi doğal merceğinin dış zarı olan kapsül, içi boşaltılmış bir torba gibi yerinde bırakılır ve hastaya ömür boyu net bir görüş sağlayacak yapay akıllı mercek bu ince torbanın içine yerleştirilir. Sadece anestezik damlalarla uyuşturularak yapılan bu işlem tamamen ağrısızdır ve oldukça kısa sürer.
Kataraktın en yaygın belirtileri şunlardır:
- Görmede yavaş yavaş bulanıklaşma
- Renklerin soluk veya sarımtırak algılanması
- Işıkların etrafında haleler görme
- Gece görüşünde belirgin azalma
Göz İçi Lens ve Akıllı Mercek Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Katarakt temizlendikten sonra gözün içine yerleştirilecek merceğin seçimi, ameliyatın en heyecan verici ve hastanın hayatını en çok değiştiren aşamalarından biridir. Eskiden hastanın gözüne sadece uzağı net gösteren tek odaklı mercekler yerleştirilir ve hasta ömür boyu okuma gözlüğüne mahkum olurdu. Günümüzde ise optik mühendisliğinin ulaştığı nokta sayesinde, hastanın yaşam tarzına, okuma alışkanlıklarına ve mesleğine göre kişiselleştirilmiş pek çok farklı mercek seçeneği sunulmaktadır.
Eğer kişi gününün çoğunu bilgisayar başında veya okuyarak geçiriyorsa, üç odaklı (trifokal) mercekler uzak, orta ve yakın mesafede kesintisiz bir görüş sağlayarak hastayı gözlük bağımlılığından tamamen kurtarmayı hedefler. Ancak bu mercekler ışığı farklı odaklara paylaştırdığı için, özellikle geceleri araç kullanırken sokak lambalarının etrafında hafif bir ışık halkası (halo) yaratabilir. Gece çok fazla araç kullananlar için ise uzatılmış odaklı (EDOF) dediğimiz, ışığı parçalamadan bir tünel halinde sunan daha doğal kontrastlı mercekler tercih edilir. Üstelik hastanın gözünde korneal yapıdan kaynaklanan bir astigmatizma varsa, bu merceklerin torik adı verilen özel kavisli versiyonları kullanılarak ameliyat esnasında tüm optik kusurlar aynı anda sıfırlanabilir.
Ameliyatlarda tercih edilen mercek türleri şunlardır:
- Tek odaklı mercekler
- İki odaklı mercekler
- Üç odaklı mercekler
- Uzatılmış odaklı mercekler
- Astigmat düzeltici mercekler
Göz Tansiyonu (Glokom) Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Glokom, sinsi ilerleyişi nedeniyle tıp dünyasında “sessiz hırsız” olarak anılır. Gözümüz, şeklini korumak ve içerideki hücreleri beslemek için sürekli olarak berrak bir sıvı üretir. Bu sıvı görevini tamamladıktan sonra, gözün ön kamerasındaki mikroskobik kanalcıklardan süzülerek gözü terk eder. Ancak bu drenaj sisteminde bir tıkanıklık oluşursa, üretilen sıvı dışarı çıkamaz ve tıpkı tıkanmış bir lavaboda suyun birikmesi gibi göz içindeki basınç giderek yükselir. Bu yüksek basınç, göze gelen ışık sinyallerini beyne ileten son derece narin optik sinir liflerini ezerek geri dönüşü olmayan bir şekilde öldürmeye başlar. Hasta durumun farkına vardığında genellikle çevresel görme alanı çoktan daralmış olur.
Tedavi sürecindeki temel felsefe, bu yüksek basıncı optik sinirin dayanabileceği güvenli sınırlara çekmektir. İlk basamakta, göz sıvısının üretimini azaltan veya çıkışını kolaylaştıran özel göz damlaları kullanılır. Damlaların yeterli gelmediği veya hastanın damla kullanmakta zorlandığı durumlarda lazer tedavileri hayat kurtarıcı olur. Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT) adı verilen yöntem tıkalı olan süzgeç bölgesindeki hücreleri hücresel düzeyde uyararak açılmalarını sağlar. Tamamen soğuk bir işlemdir ve dokuda hiçbir yanık veya hasar bırakmaz. İlerleyen olgularda ise mikro-şantlar kullanılarak göz sıvısının dışarı tahliyesi sağlanır veya geleneksel bir ameliyat olan trabekülektomi ile gözün beyaz kısmında kalıcı bir sıvı kaçış penceresi oluşturulur.
Glokom tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:
- Göz tansiyonu damlaları
- Lazer trabeküloplasti
- Mikro şant uygulamaları
- Trabekülektomi işlemi
- Drenaj tüpü cerrahisi
Keratokonus ve Kornea Nakli Göz Ameliyatı Çeşitleri Nasıl Uygulanır?
Korneamız yapısal olarak şeffaf kollajen liflerinden oluşan son derece sağlam bir kubbe gibidir. Ancak keratokonus adı verilen ve genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıkta, bu kollajen lifleri arasındaki biyokimyasal bağlar giderek zayıflar. Göz içi basıncının da etkisiyle kornea dışarıya doğru sivrilerek koni şeklini alır ve doku tehlikeli bir biçimde incelir. Bu incelmeyi ve hastalığın ilerleyişini durdurmanın en etkili yolu Korneal Çapraz Bağlama (Cross-linking) tedavisidir. Bu işlemde göze yoğun bir B2 vitamini damlatılır ve ardından ultraviyole ışık uygulanır. Işık ve vitamin reaksiyona girerek korneadaki gevşemiş lifler arasında yeni çapraz bağlar oluşturur. Tıpkı çürük bir binanın kolonlarına fazladan demir ekleyerek güçlendirmek gibi, doku sertleşir ve hastalığın gidişatı donar.
Kornea yapısının tamamen bozulduğu, ileri derecede lekelenmelerin olduğu durumlarda ise tek çare sağlıklı bir donörden alınan dokunun hastaya nakledilmesidir. Korneada damar bulunmadığı için diğer organ nakillerine kıyasla doku uyuşmazlığı ve ret riski son derece düşüktür. Eskiden hasarlı dokunun tamamı düğme şeklinde kesilip çıkarılırken, günümüz modern cerrahisinde korneanın sadece hasta olan katmanı değiştirilmektedir. Örneğin sadece en alttaki su pompası hücreleri bozuksa, hiçbir dikiş atılmadan yalnızca mikron inceliğindeki zar tabakası nakledilir ve göz içine bırakılan bir gaz baloncuğu bu zarı yerine yapıştırır.
Kliniklerde uygulanan kornea nakli yöntemleri şunlardır:
- Tam kat kornea nakli
- Derin ön lameller nakil
- Endotel hücre nakli
- Korneal çapraz bağlama
Retina ve Vitreus Hastalıklarında Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Göz küresinin içini dolduran ve şeklini veren yumurtanın akı kıvamındaki yapıya vitreus, gözün en arkasında yer alan ve ışığa duyarlı milyonlarca sinir hücresinden oluşan duvar kağıdı benzeri ağ tabakaya ise retina diyoruz. Yaşlandıkça gözün içindeki bu jelimsi sıvı büzüşür ve retinadan ayrılmaya başlar. Bazen ayrılırken retinayı o kadar şiddetli çeker ki dokuda yırtıklar oluşur. Yırtılan bölgeden içeri giren sıvı, retinayı yerinden sökerek göz duvarından ayırır. Bu acil duruma retina dekolmanı denir ve müdahale edilmezse kalıcı körlükle sonuçlanır.
Bu tür arka segment hastalıklarına müdahale edebilmek için Pars Plana Vitrektomi adı verilen olağanüstü hassas bir cerrahi kullanılır. Cerrahlar, gözün beyaz tabakasından milimetrenin yarısı kadar incecik tüplerle gözün tam kalbine girerler. Bir mikroskop yardımıyla gözün içi aydınlatılır ve bozulmuş olan jel dokusu incecik aletlerle temizlenir. Ayrışan retina tabakası lazer ile tekrar yerine kaynak yapılır ve dokunun iyileşmesi için gözün içi özel genleşen gazlarla veya silikon yağlarıyla doldurulur. Bu süreçte hastanın retina tabakasını yerinde tutmak için operasyon sonrasında birkaç gün boyunca yüzüstü pozisyonda yatması gerekebilir.
Retina yırtılmasının başlıca uyarıcı belirtileri şunlardır:
- Ani ışık çakmaları
- Uçuşan siyah noktalar
- Kurum yağıyormuş hissi
- Görme alanında perdelenme
Göz Kapağı Estetiği ve Oküloplasti Göz Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Göz kapaklarımız, gözümüzü dış etkenlere karşı koruyan, gözyaşını yüzeye yayan ve yüz ifademizi doğrudan belirleyen çok önemli yapılardır. Yerçekiminin, güneşin ve ilerleyen yaşın etkisiyle göz kapağı cildinde bollaşma, elastikiyet kaybı ve içerideki yağ yastıkçıklarını tutan zarların zayıflaması meydana gelir. Üst kapaklarda oluşan bu sarkmalar kişiye yorgun, uykulu veya kızgın bir ifade vermekle kalmaz, aynı zamanda görüş alanının üst kısmını adeta bir tente gibi kapatarak fonksiyonel bir probleme dönüşür. Alt kapaklarda ise yağ dokularının öne doğru fıtıklaşması sonucu istenmeyen göz altı torbaları oluşur. Blefaroplasti adını verdiğimiz estetik cerrahi müdahalelerle bu fazla cilt ve yağ dokuları gizli kesilerle alınır, kaslar gerginleştirilir ve yüze son derece canlı, dinlenmiş bir ifade kazandırılır.
Sadece estetik kaygılar değil anatomik bozulmalar da oküloplastinin ilgi alanına girer. Bazen göz kapağını tutan kirişler gevşer ve kapak dışarıya doğru sarkar. Kapağın dışa dönmesi sonucu göz yüzeyi havayla direkt temas ederek şiddetli bir kuruluğa ve enfeksiyona maruz kalır. Tam tersi durumlarda ise kapak içe doğru kıvrılır ve üzerindeki kirpikler tıpkı bir fırça gibi sürekli korneaya sürtünerek gözü çizer. Bu anatomik malpozisyonların tamamı çok ince oya işler gibi yapılan cerrahi müdahalelerle kalıcı olarak düzeltilir.
Sık karşılaşılan göz kapağı problemleri şunlardır:
- Göz kapağı düşüklüğü
- Göz altı torbalanmaları
- Kapağın içe dönmesi
- Kapağın dışa dönmesi
Gözyaşı Kanal Tıkanıklığı Göz Ameliyatı Çeşitleri Nasıl Yapılır?
Sağlıklı bir göz, yüzeyini nemlendirmek ve temizlemek için sürekli gözyaşı üretir. Üretilen bu sıvı, gözün iç pınarındaki minik deliklerden geçerek ince kanallar vasıtasıyla burun boşluğuna dökülür. Ancak bu kanal sistemi herhangi bir seviyede tıkanırsa, biriken gözyaşı yanaklardan aşağı sürekli taşar ve kesede biriken durgun sıvı ciddi iltihaplanmalara yol açar. Bebeklerde genellikle kanalın alt ucundaki ince bir zarın açılmaması nedeniyle görülen bu durum ilk aylarda masaj ile düzelebilirken, düzelmeyen inatçı olgularda çok ince sondalar kullanılarak o zar nazikçe açılır.
Yetişkinlerde ise durum biraz daha farklıdır. Geçirilen enfeksiyonlar veya yaşa bağlı olarak kanalın kemik yapısı tamamen tıkanır. Bu durumda sondalama işe yaramaz ve yeni bir tahliye yolu açılması gerekir. Dakriyosistorinostomi adı verilen bypass ameliyatı ile gözyaşı kesesinden burun boşluğuna doğrudan yeni bir pencere açılır. Modern yöntemlerle bu işlem artık burun içinden endoskopik kameralar kullanılarak ve ciltte hiçbir kesi veya yara izi bırakılmadan da büyük bir başarıyla gerçekleştirilmektedir. Ameliyat sonrası yerleştirilen ve iyileşme tamamlandığında ağrısızca çekilen ince silikon tüpler sayesinde, kanalın tekrar kapanma ihtimali ortadan kaldırılır ve hastalar sürekli sulanan, çapaklanan göz kabusundan kalıcı olarak kurtulurlar.
Tıkanıklık durumunda uygulanan tedavi seçenekleri şunlardır:
- Gözyaşı kesesi masajı
- Kanal sondalama işlemi
- Silikon tüp entübasyonu
- Dakriyosistorinostomi ameliyatı
Sıkça sorulan sorular
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir ve hangi hastalıklarda uygulanır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, katarakt ameliyatı hangi durumlarda yapılır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, lazer göz ameliyatı kimler için uygundur?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, retina cerrahisi hangi hastalıklarda uygulanır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, glokom ameliyatı ne zaman gereklidir?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, kornea nakli hangi hastalara uygulanır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, göz kapağı ameliyatları hangi amaçla yapılır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, ameliyat seçimi nasıl yapılır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, ameliyat öncesinde hangi tetkikler yapılır?
Göz ameliyatı çeşitleri nelerdir, ameliyat sonrası iyileşme süresi neye göre değişir?

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
