Katarakt ameliyatı gözümüzün içinde yer alan ve yıllar içinde saydamlığını yitirerek puslu bir yapıya dönüşen doğal merceğin, mikro-cerrahi yöntemlerle alınarak yerine ömür boyu berraklığını koruyan yapay bir göz içi lensinin yerleştirilmesi işlemidir. Bu operasyon hastanın azalan görme keskinliğini yeniden en üst düzeye çıkarmak, renkleri tekrar canlı ve doğru algılamasını sağlamak amacıyla yapılır. İşlevini kaybeden odaklama sisteminin ileri teknolojiyle yenilenmesi sayesinde, görme kalitesindeki optik düşüş kalıcı olarak düzeltilir. Yaşam standartlarını doğrudan etkileyen bu görsel engelin ortadan kaldırılmasıyla kişi sosyal hayatına, mesleğine ve günlük alışkanlıklarına pırıl pırıl, keskin bir görüşle güvenle geri döner.
Katarakt Nedir ve Gözümüzün İçinde Nasıl Gelişir?
Gözümüzün çalışma prensibini çok gelişmiş, kusursuz bir fotoğraf makinesine benzetebiliriz. Bu makinenin dışarıdan gelen ışınları toplayarak arka kısımdaki sinir tabakasına, yani retinaya odaklaması gerekir. Göz bebeğimizin hemen arkasında konumlanan doğal kristalin merceğimiz, bu odaklama işleminin en büyük yükünü çeker. Doğduğumuz an itibarıyla cam gibi şeffaf, oldukça esnek ve pürüzsüz olan bu mercek, ışığın kırılıp gözün arkasına mükemmel bir şekilde ulaşmasını sağlar. Ancak zaman geçtikçe, tıpkı cildimizin elastikiyetini kaybetmesi veya saçlarımızın beyazlaması gibi, göz merceğimiz de doğal bir biyolojik yaşlanma sürecine girer.
İnsan göz merceğinin ideal optik berraklığını koruma süresi ortalama altmış beş ila yetmiş yıl civarındadır. İlerleyen yaşla birlikte merceği oluşturan çok özel proteinlerin kimyasal yapısı yavaş yavaş bozulmaya başlar. Bu hücresel bozulma, merceğin içinde mikroskobik düzeyde tortuların birikmesine, dokunun esnekliğini kaybederek sertleşmesine ve en önemlisi şeffaflığının kaybolarak sarımsı, puslu bir cam halini almasına neden olur. Işık artık bu kirli camdan geçip gözün arkasına ulaşamadığı için görme fonksiyonunda geri dönüşü olmayan, sinsi bir azalma başlar.
Yaşlanma Dışında Katarakt Oluşumunu Tetikleyen Risk Faktörleri Nelerdir?
Toplumda kataraktın sadece ileri yaşlarda ortaya çıkan bir yaşlılık hastalığı olduğuna dair çok güçlü bir inanış vardır. Yaşlanma elbette en temel nedendir ancak merceğin saydamlığını kaybetmesine yol açan tek faktör değildir. Genetik yatkınlıktan geçirilmiş kazalara kadar pek çok farklı durum bu süreci hızlandırabilir veya çok genç yaşlarda hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Katarakt oluşumunu erkene çeken başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Ailesel genetik yatkınlık
- Şeker hastalığı
- Göz travmaları
- Kortizonlu ilaçlar
- Göz içi iltihapları
- Güneş ışınları
Yukarıda bahsedilen bu faktörler merceğin biyolojik dengesini derinden etkiler. Örneğin şeker hastalığı, kanda sürekli yüksek seyreden glikozun merceğin içine sızmasına ve hücresel düzeyde şişmelere yol açarak lens proteinlerini çok erken yaşlarda tahrip etmesine neden olur. Göze alınan şiddetli bir darbe, merceği saran ince kapsülün yırtılmasına ve kataraktın günler içinde aniden gelişmesine yol açabilir. Çeşitli romatolojik veya alerjik hastalıklar nedeniyle uzun yıllar kortizon kullanmak durumunda kalan bireylerde, merceğin arka kısmında oldukça hızlı ilerleyen farklı bir katarakt tipi gelişir. Aynı şekilde yaz aylarında güneş gözlüğü kullanmadan ultraviyole ışınlarına uzun süre maruz kalmak da göz merceğini adeta pişirerek şeffaflığını yitirmesine sebep olur.
Katarakt Hastalığının Günlük Yaşamdaki Belirtileri Nelerdir?
Bu hastalık genellikle bir sabah uyandığınızda aniden ortaya çıkan bir körlük hissi yaratmaz. Aksine, aylar hatta bazen yıllar süren, yavaş yavaş ilerleyen bir görme kaybı ile kendini belli eder. Hastalar çoğu zaman görmelerindeki bu yavaş düşüşe alışır ve durumu fark etmekte gecikebilirler. Ancak günlük yaşam aktiviteleri zorlaşmaya başladığında birtakım tipik şikayetler gün yüzüne çıkar.
Günlük yaşamda karşılaşılan en yaygın belirtiler şunlardır:
- Bulanık görme
- Sık gözlük değiştirme
- Işık hassasiyeti
- Gece sürüşünde zorlanma
- Renklerin soluklaşması
- Okuma güçlüğü
Gözün üzerine sanki ince bir film tabakası inmiş gibi, ya da kirli, buğulu bir camın, bir tül perdenin arkasından hayata bakıyormuş gibi hissetmek en sık dile getirilen şikayettir. Hastalar sürekli gözlük camlarını silme ihtiyacı duyarlar ancak bu bulanıklık hiçbir şekilde geçmez. Işığın gözün içinde doğru kırılamaması nedeniyle özellikle gece saatlerinde karşıdan gelen araçların farları yıldız gibi dağılır, göz alır ve güvenli sürüşü imkansız hale getirir. Hastalığın ilginç bir aşamasında ise mercek iyice sertleştiği için gözde yalancı bir miyopi durumu oluşur; kişi yıllardır kullandığı yakın gözlüğünü atıp yakını çok rahat okumaya başlar. Bu durum “gözlerim düzeldi” gibi yanlış bir sevinç yaratsa da aslında uzak görüşün ciddi şekilde bozulduğunun ve kataraktın çok ilerlediğinin kesin bir kanıtıdır.
Katarakt Ameliyatı Neden Yapılır ve Sadece Görme Kaybı Mı Ameliyat Sebebidir?
Katarakt teşhisi konulduktan sonra ameliyat kararı alınırken hastanın yaşam kalitesi ile gözün tıbbi gereklilikleri bir arada değerlendirilir. En temel yapılma gerekçesi, kişinin görme seviyesinin kendi mesleki işlerini, araç kullanımını veya günlük hobilerini yapmasına engel olacak seviyeye inmiş olmasıdır. Eskiden kataraktın tamamen olgunlaşması, tabiri caizse taş gibi sertleşmesi beklenirdi. Günümüzde ise bu inanış tamamen terk edilmiştir; görme kalitesindeki düşüş kişiyi mutsuz etmeye başladığı an, ameliyat güvenle planlanabilir.
Ancak cerrahi müdahale her zaman hastanın az görme şikayetiyle yapılmaz; bazen tamamen tıbbi bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Örneğin hastanın göz arkasında şeker hastalığına bağlı kanamalar veya sarı nokta hastalığı varsa, öndeki katarakt öylesine kesifleşir ki hekim gözün arkasını göremez. Arkadaki hayati hastalıkların tanı ve lazer tedavisinin yapılabilmesi için öncelikle bu katarakt engelinin cerrahi olarak ortadan kaldırılması şarttır. Ayrıca çok fazla bekletilmiş kataraktlar gözün içinde eriyerek iltihap yaratabilir veya su alıp şişerek göz tansiyonunu aniden kör edici seviyelere çıkarabilir. Çocukluk çağında görülen doğuştan kataraktlarda ise durum çok daha acildir; bebeğin görsel beyin gelişimi durmasın ve kalıcı göz tembelliği oluşmasın diye tespit edildiği an hiç vakit kaybetmeden operasyon gerçekleştirilir.
Katarakt Ameliyatı Öncesinde Hangi Göz Ölçümleri Yapılmalıdır?
Bu operasyon sadece bulanıklaşan dokunun vücuttan çıkarılması işlemi değildir; aynı zamanda gözün doğuştan sahip olduğu miyop, hipermetrop ve astigmat gibi numaraların da sıfırlanmasını hedefleyen çok hassas bir süreçtir. Ameliyat sonrasında kişinin gözlüksüz, kusursuz bir görüşe kavuşabilmesi ve sürpriz bir numaraya maruz kalmaması için operasyon öncesindeki ölçümlerin sıfır hata ile yapılması gerekir.
Ameliyat öncesi yapılması gereken temel testler şunlardır:
- Göz tansiyonu ölçümü
- Göz dibi muayenesi
- Kornea endotel sayımı
- Göz tomografisi
- Optik biyometri
Bu testlerin her biri cerrahinin başarı şansını doğrudan etkiler. Göz damlalarla büyütülerek sinir tabakası detaylıca incelenir. Göz tomografisi sayesinde görme merkezindeki milimetrik hasarlar ameliyattan önce tespit edilir. Gözün en dışındaki saydam cam olan korneanın hücresel sağlığı, operasyonun şok dalgalarını kaldırıp kaldıramayacağını görmek için hücre sayımı ile kontrol edilir. En kritik aşama ise gözün içine yerleştirilecek yapay merceğin numarasının hesaplanmasıdır. Bunun için lazer teknolojisiyle çalışan optik biyometri cihazları kullanılır. Gözün önden arkaya uzunluğu ve korneanın kırma gücü milimetrik olarak ölçülür. Eğer hasta daha önce göz çizdirme (lazer) ameliyatı geçirmişse, standart ölçüm cihazları yanılacağı için çok daha özel formüller ve bölgesel kornea haritaları kullanılarak bu numaralar büyük bir titizlikle belirlenir.
Sistemik Hastalıklar Katarakt Ameliyatı Kararını Nasıl Etkiler?
Katarakt operasyonu göze uygulanan lokal bir girişim gibi düşünülse de insan vücudu bir bütündür ve kişinin sahip olduğu genel sağlık sorunları göz ameliyatının gidişatını doğrudan etkiler. Başarılı ve güvenli bir cerrahi için hastanın tüm tıbbi geçmişi, kullandığı ilaçlar ve kronik hastalıkları masaya yatırılmalıdır.
Cerrahinin planlamasını etkileyen başlıca durumlar şunlardır:
- Kontrolsüz şeker hastalığı
- Yüksek tansiyon
- Prostat büyümesi
- Kalp rahatsızlıkları
- Akciğer hastalıkları
Özellikle şeker hastalığı kontrol altında değilse, ameliyatın yaratacağı hafif stres göz arkasındaki damarların kanamasına veya sarı noktada sıvı toplanmasına yol açabilir. Bu nedenle operasyondan önce mutlaka kan şekerinin düzene girmesi beklenir. Erkek hastalarda prostat tedavisi için kullanılan bazı spesifik ilaçlar, göz bebeğini kontrol eden kasların yapısını geçici olarak bozar. Hekim bu ilacın kullanıldığını önceden bilmezse, ameliyat masasında göz bebeği aniden küçülerek cerrahi alanı kapatabilir ve çok ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Tansiyon, kalp ve akciğer yetmezliği gibi rahatsızlıkları olan bireylerde ise operasyon masasında nefes darlığı veya ritim bozukluğu yaşanmaması için mutlaka ilgili uzman doktorlardan onay alınarak hazırlıklar tamamlanır.
Modern Katarakt Ameliyatı Fako Tekniği Nasıl Uygulanır?
Tıp dünyasında teknolojinin en hızlı evrim geçirdiği alanlardan biri göz cerrahisidir. Yıllar önce gözün üzerine çok büyük kesiler yapılarak merceğin tek parça halinde dışarı doğurtulduğu ve operasyon sonunda göze yedi sekiz dikiş atılan o zahmetli yöntemler tamamen tarihe karışmıştır. Dikişlerin neden olduğu yüksek astigmatizma ve aylarca süren iyileşme süreleri artık geride kalmıştır. Günümüzde tüm dünyada uygulanan altın standart yöntem kısaca FAKO olarak bilinen fakoemülsifikasyon tekniğidir.
FAKO yöntemi, insan elinin inanılmaz hassasiyetiyle üst düzey mühendisliğin birleştiği kapalı bir sistemdir. Gözün içine dışarıdan zar zor fark edilen, sadece bir buçuk ila iki milimetre genişliğinde minik bir tünelden girilir. Bu küçücük kesi, ameliyat bittiğinde kendi kendine kapanarak mühürlenir ve kesinlikle dikiş gerektirmez. Operasyon sırasında içeri sokulan ve titanyumdan üretilmiş özel bir iğne ucu bulunur. Bu iğne saniyede on binlerce kez titreşerek göz içindeki sertleşmiş kataraktı tıpkı mikroskobik bir matkap gibi paramparça eder. Mercek ufak toz zerreciklerine ayrılırken, aynı anda sistem tarafından dışarı emilir. Operasyon boyunca gözün içi sönmesin ve titreyen iğne dokuları yakmasın diye sürekli özel soğutucu sıvılar göz içine pompalanır. İşlem kapalı bir odacıkta yapıldığı için enfeksiyon veya kanama gibi riskler en alt seviyelere indirilmiş olur.
Lazerle Katarakt Ameliyatı (FLACS) Standart Yöntemden Neden Farklıdır?
Halk arasında çoğu zaman modern FAKO cihazının uyguladığı titreşim yöntemine yanlışlıkla lazer denilse de tıpta gerçek lazer destekli operasyon Femtosaniye Lazer teknolojisi ile yapılmaktadır. Bu sistem, insan eli değmeden, sadece ışık demetleri kullanarak göz dokularına mikroskobik düzeyde müdahale etme imkanı sunan olağanüstü bir bilgisayar teknolojisidir.
Standart yöntemde cerrah, mikro bıçaklarla korneayı çizer ve merceğin zarını kendi el becerisiyle dairesel olarak soymaya çalışır. Lazerle yapılan ameliyatta ise bu kritik adımlar bilgisayara devredilir. Hasta önce lazer cihazının altına yatar; cihaz saniyeler içinde göze giriş yollarını açar, lensin ön zarına kusursuz bir pencere çizer ve o sert katarakt çekirdeğini tıpkı bir pastayı dilimler gibi lazer atışlarıyla böler. Lazerin açtığı bu kusursuz yuvarlak pencere, sonrasında yerleştirilecek yapay merceğin göz içinde milimetrik olarak tam merkeze oturmasını ve yıllarca kaymadan kalmasını garanti eder. Ayrıca katarakt baştan lazerle parçalandığı için cerrah içeri girdiğinde çok daha az titreşim enerjisi kullanır; bu da gözün iç hücrelerinin korunmasını ve operasyon sonrası net görüşün çok daha hızlı başlamasını sağlar. Özellikle kataraktı taş gibi sertleşmiş olan ve kornea hücreleri zayıf olan hastalar için büyük bir güvenlik avantajı yaratır.
Katarakt Ameliyatı Sırasında Takılan Akıllı Mercek Çeşitleri Nelerdir?
Bozulan doğal mercek dışarı alındıktan sonra, gözün içinin boş kalması düşünülemez. Eğer gözün içine yeni bir yapay mercek yerleştirilmezse, hasta ancak kavanoz dibi kalınlığında çok ağır gözlükler takarak etrafı görebilir. Bu sebeple ameliyatın en önemli noktası, hastanın göz yapısına, okuma alışkanlıklarına ve hayat tarzına uygun merceğin seçilmesidir.
Ameliyatlarda uygulanan başlıca mercek türleri şunlardır:
- Tek odaklı mercekler
- Çift odaklı mercekler
- Üç odaklı mercekler
- Uzak ve orta odaklı mercekler
- Spiral tasarımlı mercekler
Tek odaklı mercekler, ışığı sadece uzak mesafeye odaklar. Görüntü kalitesi ve renklerin canlılığı muazzamdır. Gece araç kullanırken ışıkların dağılması gibi sorunlar yaratmazlar; ancak bu hastalar bilgisayar kullanırken veya kitap okurken ömür boyu yakın gözlüğü takmak zorundadırlar. Çift odaklı mercekler eski teknoloji olup uzak ve yakın okuma mesafesini gösterir fakat aradaki bilgisayar mesafesini bulanık bırakırlar.
Halk arasında akıllı mercek olarak bilinen üç odaklı mercekler ise uzak, orta (bilgisayar) ve yakın (okuma) mesafelerin tamamını gözlüksüz göstermek üzere tasarlanmıştır. Bu merceklerin yüzeyinde ışığı bölen halkalar bulunur. Bu halkalar gözlük bağımsızlığı sağlasa da gece karanlığında ışıkların etrafında halelenme ve saçılmalara neden olabilir. Uzak ve orta odaklı olan yeni nesil mercekler ise gece parlamalarını yok etmek üzere tasarlanmıştır; uzak ve bilgisayar mesafesinde mükemmel netlik sunarlar, sadece çok ince yazılarda okuma gözlüğüne ihtiyaç duyulur. En son teknoloji olan spiral mercekler ise ışığı halkalarla kırmak yerine helezonik bir yüzeyle dağıtarak hem gece kamaşmasını engeller hem de her mesafede kesintisiz, pürüzsüz bir odaklanma sağlar.
Katarakt Ameliyatı İçin Kullanılan Mercek Materyali Neden Önemlidir?
Bir hastanın ve operasyonu gerçekleştirecek hekimin üzerinde hassasiyetle durması gereken konulardan biri de seçilen bu akıllı merceklerin hangi hammaddeden üretildiğidir. Zira bu mercekler göze bir kez takıldıktan sonra bir ömür boyu o şeffaflığı korumak zorundadır. Tıp dünyasında güvenilirliği kanıtlanmış olan altın standart materyal, suyu itme özelliğine sahip hidrofobik akrilik polimerlerdir. Bu kaliteli materyaller gözün iç sıvılarıyla reaksiyona girmez, on yıllar geçse bile sararma yapmadan cam gibi berrak kalırlar.
Buna karşılık, üretim maliyeti oldukça düşük olan ve su tutma kapasitesi yüksek hidrofilik materyaller de mevcuttur. Bu ucuz materyallerin en büyük tehlikesi, yıllar içinde göz sıvılarındaki kalsiyumu içlerine çekerek kireçlenmeleridir. Başlangıçta şeffaf olan bir mercek zamanla bembeyaz bir taşa dönüşebilir ve hastayı yeniden körlük sınırına getirebilir. Bu kireçlenen merceği gözden söküp almak ise oldukça riskli ikinci bir cerrahi gerektirir. Bu nedenle hastaların kendilerine takılacak merceğin uluslararası güvenilirlik onaylarına sahip, hidrofobik yapıda üst düzey bir optik materyal olmasını talep etmeleri büyük önem taşır.
Katarakt Ameliyatı Günü Hastayı Neler Bekler ve Cerrahi Süreç Ne Kadar Sürer?
Göz cerrahisindeki gelişmeler sayesinde bu operasyon artık hastanede gecelemeyi gerektirmeyen günübirlik bir tedavi şekline dönüşmüştür. Hasta kliniğe geldiğinde, operasyondan yaklaşık bir saat önce gözüne damlalar damlatılmaya başlanır. Bu damlalar, ameliyatı yapabilmek için göz bebeğini iyice genişletir. Aynı zamanda hastanın stresini azaltmak için hafif rahatlatıcı ilaçlar verilerek oldukça konforlu bir ortam sağlanır.
Eskiden gözün etrafına uzun iğneler yapılarak anestezi sağlanırdı; günümüzde ise iğnesiz, sadece göze damlatılan uyuşturucu damlalarla tam bir hissizlik elde edilir. Hasta operasyon masasında tamamen uyanıktır, sesleri duyar, hekimle rahatça konuşabilir ancak gözünde en ufak bir sızı veya ağrı hissetmez. Sadece mikroskobun yaydığı yoğun ve parlak bir ışık görür. Kataraktın yoğunluğuna göre değişmekle birlikte bir gözün ameliyatı ortalama on ila on beş dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. İşlem bittikten sonra göz merhemlenerek koruyucu bir bantla kapatılır. Hasta sedyeden kendisi kalkıp dinlenme odasına geçer ve yaklaşık bir saat sonra evine yollanır.
Katarakt Ameliyatı Sonrası İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Operasyonun başarısı, cerrahın ustalığı kadar hastanın ameliyattan sonra gözüne nasıl baktığıyla da doğrudan ilgilidir. Kesi yerlerinin mikroskobik boyutlarda olması dikiş gerektirmese de bu bölgelerin biyolojik olarak kaynaması için göze hiçbir şekilde fiziksel bir baskı yapılmamalıdır. Hastalar, doktorun verdiği antibiyotik ve iltihap kurutucu damlaları eksiksiz ve saatine uygun olarak kullanmak zorundadır.
İyileşme döneminde beslenmeye dahil edilmesi gereken önemli gıdalar şunlardır:
- Somon
- Sardalya
- Ceviz
- Keten tohumu
- Ispanak
- Brokoli
Ameliyat sonrası süreçte gözün onarım mekanizmasını desteklemek için yukarıda sayılan Omega-3 yağ asitlerinden ve antioksidanlardan zengin gıdaların bolca tüketilmesi hücresel iyileşmeyi hızlandıracaktır.
Ayrıca bu dönemde kesinlikle kaçınılması gereken bazı eylemler şunlardır:
- Gözü ovuşturmak
- Yüze su çarpmak
- Ağır kaldırmak
- Göz makyajı yapmak
- Havuz
- Sauna
Gözü ovuşturmak kesi yerlerini açabileceği için kesinlikle yasaktır. İlk günlerde yüze su çarpmak veya banyoda gözün suyla temas etmesi, sudaki bakterilerin göz içine girerek kör edici enfeksiyonlar yaratmasına sebep olabilir. İyileşme sürecinde ağır eşyalar kaldırmak veya şiddetli ıkınmak göz içi basıncını tehlikeli seviyelere çıkarabilir. Göz kalemleri ve rimel fırçaları ciddi enfeksiyon kaynakları olduğundan bir ay boyunca kullanılmamalıdır. Havuz ve sauna gibi nemli, sıcak ve bakteri üremesine müsait toplu kullanım alanlarından da uzak durmak son derece kritiktir.
Katarakt Ameliyatı Riskleri Nelerdir ve İkincil Katarakt Nasıl Tedavi Edilir?
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, bu üst düzey mikro-cerrahinin de kendi içinde barındırdığı nadir fakat ciddiye alınması gereken bazı riskler bulunur. Bu risklerin başında göz içi enfeksiyon gelir. Çok nadir rastlansa da mikropların göz içine ulaşması hızlı bir doku kaybına yol açabilir; bu nedenle operasyon biter bitmez göz içine doğrudan çok güçlü antibiyotikler enjekte edilir.
Ameliyat esnasında veya sonrasında yaşanabilecek tıbbi komplikasyonlar şunlardır:
- Göz içi enfeksiyon
- Göz tansiyonu yüksekliği
- Kapsül yırtılması
- Kornea ödemi
- Arka kapsül kirlenmesi
Ameliyatın hemen sonrasında gözü korumak için kullanılan jeller tahliye kanallarını tıkayarak tansiyonu anlık olarak yükseltebilir, bu durum özel damlalarla hızla düşürülür. Merceğin oturduğu zar çok ince olduğu için bazen işlem sırasında yırtılabilir, hekim bu durumu anında farklı cerrahi manevralarla toparlar. Çok sert kataraktlarda kullanılan yüksek titreşim enerjisi, korneanın su toplamasına ve geçici ödemlere neden olabilir. Halk arasında “kataraktım tekrarladı” olarak bilinen arka kapsül kirlenmesi ise aslında bir komplikasyon değil doğal bir süreçtir. Gözde bırakılan zarın üzerinde kalan mikroskobik hücreler zamanla çoğalarak zarı matlaştırır. Bu durum ameliyattan aylar sonra görüşü tekrar bulandırır. Tedavisi için hasta tekrar ameliyata alınmaz; sadece muayene koltuğunda otururken özel bir lazer cihazıyla ağrısız bir şekilde saniyeler içinde o zar temizlenir ve görüş anında tekrar berraklaşır.
Katarakt Ameliyatı Sonrası Hastaların Yaşam Kalitesinde Nasıl Bir Değişim Olur?
Bu tedavi, sadece bulanık gören bir gözün cam gibi görmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda hastanın psikolojisini, sosyal yaşantısını ve bağımsızlığını adeta yeniden inşa eder. Katarakt ilerledikçe evden çıkmaya korkan, merdiven inemeyen, insanların yüzünü tanıyamayan ve hobilerinden uzaklaşan kişiler, başarılı bir cerrahinin ardından hayata yeniden bağlanırlar.
Yapılan kapsamlı araştırmalar, operasyon sonrasında kişilerin araç kullanma güvenliğinin inanılmaz derecede arttığını, kitap okuma zevklerine geri döndüklerini ve en önemlisi başkalarına bağımlı yaşama korkusundan kurtulduklarını göstermektedir. Gözlükten bağımsız bir hayata geçiş yapmak, kişinin dış görünüşle ilgili özgüvenini tazeler. Görme netliğinin artmasıyla birlikte depresyon oranlarında ciddi düşüşler yaşanır ve hastaların sosyal çevreleriyle olan iletişimleri çok daha güçlü, pozitif bir boyuta taşınır.
Sıkça sorulan sorular
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve hangi durumlarda gereklidir?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve kimler için uygundur?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyat nasıl gerçekleştirilir?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyat ne kadar sürer?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve hangi göz içi mercekleri kullanılabilir?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyat ağrılı mıdır?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve görme ne zaman düzelir?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyat sonrası gözlük gerekir mi?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyatın riskleri nelerdir?
Katarakt ameliyatı nedir, katarakt ameliyatı neden yapılır ve ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmelidir?

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
