Retina yırtığı lazer tedavisi, gözümüzün iç duvarını kaplayan ağ tabakasında meydana gelen delinmelerin ve yapısal açıklıkların etrafının özel ışınlarla mühürlenerek alt tabakaya sabitlenmesini sağlayan koruyucu bir tıbbi müdahaledir.
Bu işlemin temel amacı, göz içi sıvısının oluşan açıklıktan içeri sızmasını durdurmak ve retinanın tamamen yerinden ayrışması olarak bilinen çok daha ağır bir tabloyu henüz başlamadan engellemektir.
Herhangi bir cerrahi kesi gerektirmeyen bu yöntem hastaneye yatışa ihtiyaç duyulmadan doğrudan poliklinik şartlarında, özel büyütücü mercekler yardımıyla sadece dakikalar içerisinde oldukça konforlu bir şekilde tamamlanmaktadır.
Odaklanmış ışık enerjisi sayesinde hedef dokuda oluşturulan bu güçlü biyolojik bariyer, gözün anatomik bütünlüğünü koruyarak sağlıklı görme işlevinin uzun yıllar boyunca kesintisiz bir şekilde devam etmesine olanak tanır.
Retina Yırtığı Nedir ve Gözümüzde Lazer Tedavisi Gerektiren Bu Durum Nasıl Başlar?
Gözümüzü çok gelişmiş ve karmaşık bir fotoğraf makinesine benzetebiliriz. Bu fotoğraf makinesinin en arka iç yüzeyini kaplayan ağ tabakası, yani retina, makinenin film şeridi görevini üstlenir. Dışarıdan gelen ışık demetleri gözün ön kısmındaki saydam tabakalardan geçtikten sonra bu film şeridine düşer. Buradaki çok özel ve hassas hücreler sayesinde ışık, elektrik sinyallerine dönüştürülerek beynimize iletilir. Görme eyleminin sorunsuz bir şekilde gerçekleşebilmesi için bu sinir ağının, hemen altında bulunan ve onu besleyen destek dokularına bir duvar kağıdı gibi sıkıca yapışık olması ve bütünlüğünü koruması beklenir.
Zaman içerisinde veya çeşitli dış etkenlerin de devreye girmesiyle bu ince yapıda tam kat bir delinme veya yapısal bozulma meydana gelebilir. Meydana gelen bu zedelenme tıbbi dilde yırtık olarak adlandırılır. Hassas sinir tabakasında oluşan bu açıklık, gözün iç dengesini bozmaya meyilli bir durumdur. Erken dönemde fark edilen bu tür bölgesel zedelenmeler, sorunun daha da büyümemesi için genellikle etrafı ışınlarla güçlendirilerek kontrol altına alınmaya çalışılır.
Göz İçindeki Jelin Değişimi Retina Yırtığı Oluşumunu ve Lazer İhtiyacını Nasıl Etkiler?
Göz küresinin iç kısmını tamamen dolduran, yumurta akı kıvamında şeffaf bir jel tabakası bulunur. Bu yapıya vitreus adı verilir. Gençlik yıllarında oldukça yoğun, homojen ve sıkı bir yapıda olan bu jel, retinanın iç yüzeyiyle sürekli temas halindedir. Hatta bazı özel anatomik bölgelerde bu jel tabakası sinir ağına adeta yapışmış durumdadır. Ancak insan vücudundaki birçok doku gibi bu şeffaf jelin yapısında da yaşın ilerlemesiyle birlikte doğal bir sıvılaşma süreci başlar.
Jel yavaş yavaş büzüşmeye, hacim kaybetmeye ve zamanla retinanın yüzeyinden ayrılmaya başlar. Çoğu zaman bu ayrılma süreci herhangi bir soruna yol açmadan sakin bir şekilde gerçekleşir. Fakat jelin sinir tabakasına normalden daha sıkı tutunduğu bölgeler varsa, büzüşme esnasında geriye doğru çekilirken o ince dokuyu da kendisiyle birlikte çekiştirmeye başlar. Bu mekanik çekilme kuvveti hassas dokuyu esnetir ve nihayetinde dayanamayan bölgede yırtılma meydana gelebilir. İşte tam bu noktada oluşan açıklığın etrafını çevrelemek için dışarıdan bir müdahaleye ihtiyaç duyulur.
Lazer Öncesi Retina Yırtığı Gelişimi Açısından Risk Altında Olan Kişiler Kimlerdir?
Göz içindeki jelin ayrışma süreci doğal bir durum olsa da bazı yapısal özellikler ve dış etkenler bu dokunun hasar görme ihtimalini belirgin şekilde artırabilir. Bazı göz yapılarının doğası gereği bu tür mekanik çekmelere karşı daha hassas olduğu bilinmektedir.
Özellikle dikkat edilmesi gereken risk faktörleri şunlardır:
- Yüksek miyopi
- İleri yaş
- Göz travmaları
- Aile öyküsü
- İnce retina alanları
- Göz içi cerrahileri
Örneğin yüksek miyopisi olan bireylerde göz küresinin ön-arka çapı normalden daha uzundur. Göz küresi uzadıkça, iç yüzeyi kaplayan sinir tabakası bir balonun şişirildikçe incelmesi gibi gerginleşir ve incelir. İncelen bu alanlar, jelin çekme kuvvetlerine karşı çok daha savunmasız bir hale gelir. Aynı şekilde göze alınan şiddetli darbeler, içerideki jelin aniden sarsılmasına ve dokuyu aniden çekerek hasar oluşturmasına zemin hazırlayabilir. Daha önce katarakt ameliyatı gibi göz içi cerrahisi geçirmiş bireylerde de göz içi dinamiklerinin değişmesine bağlı olarak bu tür hassasiyetler gözlemlenebilir.
Lazer Tedavisi Gerektiren Retina Yırtığı Durumunda Hangi Belirtiler Yaşanır?
Ağ tabakasının kendisinde ağrı duyusunu algılayacak sinir uçları bulunmaz. Bu nedenle doku çekilirken veya zedelenirken gözde fiziksel bir acı, yanma veya batma gibi hisler yaşanmaz. Durumun fark edilmesi büyük oranda hastanın kendi görsel dünyasında yaşadığı ani ve belirgin değişimleri fark etmesine bağlıdır.
Sıklıkla karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Işık çakmaları
- Uçuşan noktalar
- Örümcek ağı görüntüleri
- Kurum yağması hissi
- Gölgelenme
- Görüşte bulanıklaşma
Bu belirtilerin hepsi aynı anda görülmeyebilir veya şiddetleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ancak özellikle bu işaretlerin aniden ortaya çıkması veya var olan şikayetlerin aniden çok şiddetli bir boyuta ulaşması, arka tarafta mekanik bir sorunun başladığına dair önemli bir ipucu olarak değerlendirilir. Ağrısız bir süreç olması, bu görsel işaretlerin çok daha ciddiye alınmasını gerektirir.
Retina Yırtığı Belirtilerinden Işık Çakmaları Neden Olur ve Lazer Öncesi Ne Anlama Gelir?
Görme alanında yaşanan ışık çakmaları veya parıldamalar genellikle ilk hissedilen uyarı işaretlerinden biridir. İçerideki jel tabakası ayrılmaya çalışırken ağ tabakasını mekanik olarak çekiştirdiğinde bu durum ortaya çıkar. Sinir hücreleri mekanik bir uyarana maruz kaldığında, beyin bu baskıyı “ışık” olarak yorumlar.
Karanlık bir odaya girdiğinizde gözünüzün kenarına parmağınızla hafifçe bastırdığınızda gördüğünüz o beyaz ışık halkaları, bu mekanik uyarımın sonucudur. Hastalar bu durumu genellikle karanlık bir odada aniden bir fotoğraf makinesi flaşı patlamış veya gözlerinin köşesinde şimşek çakmış gibi tarif ederler. Bu çakmalar genellikle saniyeler sürer ve özellikle göz sağa veya sola doğru hızlıca hareket ettirildiğinde jel dalgalandığı için daha çok tetiklenir. Çakmaların sıklaşması, çekinti kuvvetinin devam ettiğini gösterir.
Görme Alanındaki Uçuşan Noktalar Retina Yırtığı Şüphesini Nasıl Artırır?
Işık çakmalarına eşlik eden bir diğer yaygın belirti ise görme alanında aniden beliren hareketli cisimlerdir. Doku zedelendiği anda, o bölgeden geçen mikroskobik düzeydeki ince kılcal damarlardan biri kopabilir. Bu kopma sonucunda gözün içindeki sıvıya çok az miktarda kan hücresi dökülebilir.
Aynı zamanda içerideki dejenere olmuş jel lifleri de bir araya toplanıp topaklanabilir. Tüm bu hücresel maddeler, gözün içine dışarıdan düşen ışığın önüne geçerek sinir tabakası üzerinde hareketli gölgeler oluşturur. Hasta bu gölgeleri siyah noktalar, örümcek ağları, ipliksi yapılar veya uçuşan sinekler olarak algılar. Bu cisimler kişi nereye bakarsa o yöne doğru yüzercesine, sıvı içinde dalgalanarak hareket eder. Genellikle tek tük olan siyah noktaların aniden onlarcasına çıkması oldukça şüpheli bir durumdur.
Retina Yırtığı Zamanında Lazer ile Tedavi Edilmezse Gözde Neler Olabilir?
Ağ tabakasında oluşan tam kat bir açıklık, genellikle kendi kendine kapanabilen basit bir yara değildir. Aksine, gözün içini dolduran sıvılaşmış jel için açık bir kapı niteliği taşır. Göz küresi hareket ettikçe içerideki sıvı dalgalanır ve bu açık kapıdan süzülerek sinir tabakasının altına doğru ilerlemeye başlar.
Sızan sıvı, retinayı bir duvar kağıdının nem alıp duvardan kabarması gibi altındaki yataktan ayırır. Bu ayrışma tablosu göz sağlığı açısından oldukça ciddidir. Doku yerinden ayrıldığında kendisini besleyen damar ağından uzaklaşmış olur ve beslenmesi anında bozulur. Ayrılan bölgedeki görme işlevi hızla kaybolmaya başlar. Eğer bu ayrışma keskin ve renkli görmeyi sağlayan merkeze kadar ilerlerse, kalıcı görme kayıpları ortaya çıkabilir. Bu nedenle sıvının içeri sızmasına fırsat vermeden etrafının çevrelenmesi hedeflenir.
Retina Yırtığı Tanısı Lazer Tedavisi Kararı Öncesinde Nasıl Konulur?
Sorunun tespiti için sıradan bir gözlük numarası muayenesi yeterli olmaz. Gözün en arka kısımlarını detaylıca inceleyebilmek için göz bebeklerinin büyütülmesi şarttır. Bu amaçla hastaya özel damlalar damlatılır ve ilacın etkisini göstermesi için yaklaşık yarım saat beklenir. Göz bebeği tamamen genişlediğinde, adeta karanlık bir odaya girilmiş gibi gözün içi aydınlatılmaya hazır hale gelir.
Doktor, biyomikroskop adı verilen özel bir cihaz ve mercekler yardımıyla gözün arka duvarını inceler. Zedelenmeler genellikle merkeze değil en uç kenarlara doğru konumlandığından, bu alanları görebilmek için kornea üzerine özel bir temas merceği de yerleştirilebilir. Bu detaylı tarama sırasında açıklığın tam konumu, şekli, büyüklüğü ve altına sıvı sızıp sızmadığı dikkatlice değerlendirilerek ışınla sınırlandırma işleminin uygun olup olmadığına karar verilir.
Retina Yırtığı İçin Uygulanan Lazer Tedavisi Nasıl Bir Mantıkla Çalışır?
Göz kliniklerinde uygulanan bu işlem belirli bir dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demetinin kullanılması esasına dayanır. Cihazdan çıkan bu güçlü ışık, gözün önündeki şeffaf tabakalardan hiçbir zarar vermeden geçerek doğrudan hedeflenen arka bölgeye ulaşır. Işık enerjisi, sinir dokusunun altındaki renk hücreleri tarafından emildiğinde aniden ısı enerjisine dönüşür.
Bu işlemin amacı açıklığı plastik bir yapıştırıcı gibi fiziksel olarak anında birbirine tutturmak değildir. Asıl amaç sorunlu bölgenin çevresindeki sağlıklı doku ile altındaki tabaka arasında steril, çok küçük ve kontrollü bir ısıl reaksiyon başlatmaktır. Vücudun bu ufak ısıl değişime verdiği doğal iyileşme yanıtı sayesinde, o bölgede zamanla bir skar (yara izi) dokusu oluşması hedeflenir. Oluşan bu iyileşme dokusu, sinir ağını altındaki tabakaya güçlü bir şekilde bağlar.
Lazer Tedavisi Retina Yırtığı Bölgesini Anında Yapıştırarak İyileştirir mi?
En çok merak edilen konulardan biri de işlem biter bitmez iyileşmenin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Işın atışları yapıldığı saniyede dokular anında mekanik olarak birbirine kaynaşmaz. Yapılan müdahale, o an için sadece biyolojik süreci başlatacak olan kıvılcımı ateşler.
İşlem sonrasında hedeflenen hücresel iyileşme hemen başlar ancak dokunun tam anlamıyla birbirine kenetlenmesi ve sızdırmaz, güçlü bir bariyer oluşturması zaman alır. Bu biyolojik yapışıklığın ilk direncini kazanması genellikle birkaç gün sürerken, dokunun büyük ölçüde mühürlenmesi on ila on dört günü bulabilir. Bu bekleme süresince henüz yara izi yeterince güçlenmediği için, içerideki jelin sıvısı açıklıktan sızma potansiyelini bir miktar taşır.
Retina Yırtığı Lazer Tedavisi Ameliyathane Ortamında mı Yoksa Poliklinikte mi Yapılır?
Bu tedavi yönteminin hasta açısından en konforlu yanlarından biri, hastaneye yatış veya steril bir ameliyathane ortamı gerektirmemesidir. İşlem poliklinik şartlarında, genellikle tanı aşamasında kullanılan muayene cihazına entegre edilmiş özel bir ünite aracılığıyla günlük rutinin bir parçası gibi gerçekleştirilebilir.
Hastanın özel bir ameliyat önlüğü giymesine, genel anesteziyle uyutulmasına veya gözüne iğne yapılmasına ihtiyaç duyulmaz. Sadece muayene koltuğunda oturarak yapılan bu işlem büyük bir cerrahi operasyona kıyasla hem psikolojik hem de fiziksel olarak çok daha rahat tolere edilebilir. İşlem bittikten sonra hastalar genellikle kendi ayaklarıyla yürüyerek ve günlük kıyafetleriyle klinikten ayrılabilirler.
Retina Yırtığına Lazer İşlemi Uygulanırken Süreç Adım Adım Nasıl İlerler?
Uygulama öncesinde göz bebekleri damlalarla genişletilir. Daha sonra hastanın işlem sırasında göz kırpma refleksini rahatlatmak ve herhangi bir rahatsızlık hissetmesini önlemek için göz yüzeyine uyuşturucu bir damla damlatılır. Yüzey uyuştuktan sonra kornea üzerine saydam, jöle kıvamında bir optik jel sürülerek özel bir mercek nazikçe göze yerleştirilir.
Bu mercek, doktorun ışın demetini en uç köşelere kadar kusursuz bir şekilde odaklamasına yardımcı olurken aynı zamanda hastanın istemsiz göz hareketlerini de kısıtlar. Doktor cihazın arkasından bakarak açıklığın çevresine genellikle iki veya üç sıra halinde, birbirine çok yakın atışlar yapar. İşlem sırasında cihazdan gelen hafif tıkırtı sesleri ve yeşil renkli parlak ışıklar algılanır. Genellikle beş ile on beş dakika arasında süren bu adımların ardından mercek gözden çıkarılır.
Lazer Tedavisi Esnasında Hasta Retina Yırtığı Bölgesinde Ağrı Hisseder mi?
Ağ tabakasında acıyı algılayacak sinirler bulunmadığı ve gözün ön yüzeyi de damlayla hissizleştirildiği için, işlem derin ve keskin bir cerrahi ağrıya neden olmaz. Çoğu hasta süreci oldukça konforlu geçirir.
Ancak işlem sırasında karanlık ortamda göze yönlendirilen çok yoğun ve parlak ışık çakmaları oldukça net hissedilir ve bu durum bazen gözü yorabilir. Işın atışları ağ tabakasında sinirlerin biraz daha yoğun olduğu belirli bölgelere veya damar yapılarına denk geldiğinde, hasta gözünün derinliklerinde saniyelik, hafif bir elektriklenme, batma veya şakaklarına doğru ince bir sızı hissedebilir. Bu his tahammül edilebilir seviyededir. Hastanın yapması gereken tek şey sakin kalmak ve yönlendirilen hedefe bakmaya çalışmaktır.
Retina Yırtığına Lazer Uygulandıktan Hemen Sonra Görme Durumu Nasıldır?
İşlem bitip masadan kalkıldığında görüşün hemen pürüzsüz olması beklenmez. Göze uygulanan yoğun ışık enerjisi, görme hücrelerinde geçici bir yorulmaya ve kamaşmaya neden olur. Bu durum güneşe uzun süre bakıp sonra başka bir yere baktığınızda yaşanan duruma çok benzer.
İlk yarım saat ile bir saatlik dilimde görmede genel bir bulanıklık ve nesneleri pembe, mor veya kırmızımtırak tonlarda algılama oldukça olağandır. Bununla birlikte göz bebeğini büyütmek için kullanılan damlaların etkisi saatlerce süreceği için kişi yakın mesafeyi net göremez ve ışığa karşı aşırı hassasiyet yaşar. Bu sebeple işlem sonrası hemen araç kullanılması önerilmez.
Retina Yırtığı Lazer Tedavisi Sonrasında Evdeki İlk Günlerde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Biyolojik iyileşmenin güçlü bir yara izine dönüşmesi zaman aldığı için, hastanın bu kritik günlerdeki yaşam tarzı uygulamanın başarısına doğrudan etki edebilir. Hücrelerin birbirine sağlıklı bir şekilde tutunabilmesi için sakin bir nekahet dönemi geçirilmesi faydalıdır.
Dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Dinlenme
- Gözü ovuşturmama
- Güneş gözlüğü kullanımı
- Düzenli damla kullanımı
- Ekran süresini kısıtlama
Göz yüzeyindeki uyuşukluk hissi geçerken veya merceğin temasına bağlı olarak hafif bir kumlanma hissi olabilir. Bu yüzden ilk yirmi dört saat boyunca gözü kaşımaktan veya sertçe ovuşturmaktan şiddetle kaçınılmalıdır. Göz bebekleri büyük kaldığı için dışarı çıkarken veya aydınlık ortamlarda güneş gözlüğü kullanmak kamaşmayı azaltarak konfor sağlar. İstirahat etmek, dokunun doğal sürecinde toparlanmasına büyük destek sunar.
Lazer Tedavisi Sonrası Retina Yırtığı İyileşirken Kaçınılması Gereken Hareketler Nelerdir?
Güvenlik çemberi henüz tam direnç kazanmadığı için, göz içindeki sıvıları aniden hareketlendirecek veya kan basıncını yükselterek dokuyu zorlayacak her türlü fiziksel stresten uzak durmak büyük önem taşır.
Kaçınılması gerekenler şunlardır:
- Ağır kaldırma
- Ani baş hareketleri
- Temas sporları
- Buhar banyosu
- Göz makyajı
Örneğin pazar poşeti taşımak, ağır mobilya itmek veya nefes tutarak zorlayıcı hareketler yapmak karın içi basıncıyla birlikte göz içi damar basıncını da etkileyebilir. Başın hızlıca sağa sola sarsıldığı hareketler veya öne sertçe eğilip kalkmalar içerideki jeli dalgalandırarak henüz iyileşmekte olan dokuyu çekebilir. Ayrıca enfeksiyon riskine karşı ilk günlerde havuza, denize veya saunaya girilmemesi, göz çevresine yoğun makyaj yapılmaması önerilir.
Lazer Uygulandıktan Sonra Retina Yırtığı Belirtileri Anında Kaybolur mu?
Hastaların birçoğu klinikten ayrılırken gözlerinin önünde uçuşan o siyah noktaların veya kurum yağması hissinin sihirli bir şekilde hemen kaybolmasını umut eder. Ancak bu beklenti anatominin doğasına pek uymaz. Lazer uygulaması dokuyu sabitler fakat gözün içindeki sıvıyı temizleyen bir filtreleme işlemi değildir.
Oluşan küçük hücresel döküntüler veya jel topakları hala sıvının içinde yüzmeye devam eder. Bu hareketli gölgelerin yerçekimiyle dibe çökmesi, bir kısmının vücut tarafından emilmesi veya insan beyninin bu gölgeleri zamanla görmezden gelmeyi öğrenmesi haftalar hatta aylar alabilir. Işık çakmaları ise jel dokuyu çekiştirmeye devam ettiği sürece bir müddet daha algılanabilir, fakat zamanla sıklığının azalarak sönümlenmesi beklenir. Hastaların bu durumun normal olduğunu bilmeleri, psikolojik açıdan çok rahatlatıcıdır.
Retina Yırtığı Lazer Tedavisi Sonrası Hangi Acil Durumlarda Tekrar Doktora Başvurulmalıdır?
Belirtilerin yavaş yavaş azalması beklenirken, bazen süreç istenildiği gibi gitmeyebilir. Kurulan güvenlik çemberi aşılabilir veya gözün tamamen farklı bir köşesinde jelin çekmesine bağlı yepyeni bir zedelenme ortaya çıkabilir. Bu durumlar hastaya yeni ve çok daha belirgin uyarılar verir.
Acil durum belirtileri şunlardır:
- Ani görme kaybı
- Perde inme hissi
- Yoğun kurum yağması
- Şiddetli çakmalar
- Görüşte daralma
Daha önce var olan uçuşan noktalara dakikalar içinde onlarcası eklenirse, ışık çakmaları eskisinden çok daha şiddetli bir hal alırsa veya görme alanının herhangi bir yönünden merkeze doğru koyu renkli bir gölgenin, bir duvarın yaklaştığı hissedilirse vakit kaybetmeden kliniğe dönülmelidir. Bu işaretler sıvının bariyeri aştığını ve daha büyük bir ayrışmanın başladığını düşündürür.
Lazer Tedavisi Retina Yırtığı Tablosunu Durdurmada Ne Ölçüde Başarılı Olabilir?
Zamanında ve uygun şekilde fark edilmiş, henüz altına belirgin bir sıvı geçişi olmamış vakalarda uygulanan bu yöntem tabloyu kontrol altına almada önemli bir araçtır. Hedeflenen koruyucu bariyer başarılı bir şekilde oluştuğunda, gözü büyük ve zorlu cerrahi operasyonlardan yüksek oranda korumaya yardımcı olur.
Ancak insan biyolojisinde hiçbir tıbbi müdahalenin garantisi yoktur. Bazen kurulan bu baraja rağmen çok güçlü yapısal çekintiler dokuyu tekrar esnetebilir. Yine de ilk aşamada bu pratik müdahalenin yapılması, dekolman adı verilen o ağır tabloya gidişi büyük ölçüde frenleyerek göz sağlığını koruma konusunda elde bulunan en değerli ve en etkili seçeneklerin başında gelir.
Lazer Tedavisi Sonrası Retina Yırtığı Riski Biter mi ve Kontroller Nasıl Olmalıdır?
Bu tedavi belirli bir bölgedeki sorunu hedef alır ancak gözün genel yapısını değiştirmez. Eğer jelin büzüşmesi devam ediyorsa veya dokuda yapısal incelmeler varsa, gözün farklı bölgelerinde aylar veya yıllar sonra yeni zedelenmeler oluşma ihtimali her zaman mevcuttur. Hatta bir gözde bu sorun yaşandıysa, diğer gözün de genetik ve anatomik olarak benzer bir risk taşıdığı düşünülebilir.
Takip takvimi şöyledir:
- Birinci hafta kontrolü
- Birinci ay kontrolü
- Altıncı ay kontrolü
- Yıllık rutin muayene
İlk haftalardaki kontrollerde, ışınların uygulandığı alanda yara izinin ne kadar sağlıklı oluştuğuna ve sıvı geçişi olup olmadığına bakılır. Birinci ayda genellikle iyileşme sürecinin büyük oranda oturduğu görülür. Ancak uzun vadede, her iki gözün de detaylı şekilde taranması için yıllık rutin ziyaretlerin yaşam boyu sürdürülmesi büyük bir önem taşır.
Günlük Hayatta Retina Yırtığı Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Göz içindeki jelin yapısının değişmesi veya ağ tabakasındaki incelmeler genellikle yaşlanma ve miyopi gibi büyük oranda genetik kodlamanın bir sonucudur. Bunları vitamin alarak, beslenmeyi değiştirerek veya göz egzersizleri yaparak durdurmak pek mümkün görünmemektedir. Ancak dışarıdan gelebilecek tetikleyicilere karşı bilinçli adımlar atılarak riskler azaltılabilir.
Öneriler şunlardır:
- Koruyucu gözlük kullanımı
- Düzenli muayene
- Emniyet kemeri kullanımı
- Ağır travmalardan kaçınma
Özellikle temas içeren veya göze top çarpma ihtimali olan sporlarla ilgilenenlerin koruyucu sporcu gözlükleri kullanmaları olası bir sarsıntıyı engelleyebilir. Trafikte emniyet kemeri takmak, kaza anında hava yastığının patlama şiddetiyle göze gelebilecek ani darbeleri önleyerek ikincil hasarlardan korunmaya büyük ölçüde yardımcı olur. En önemlisi ise vücudun verdiği görsel sinyalleri dinlemek ve olağandışı durumlarda vakit kaybetmeden kontrolleri sağlamaktır.

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
