Optik Koherens Tomografi (OCT), klinik oftalmoloji pratiğinde göz hastalıklarının erken teşhisi ve detaylı takibi için kullanılan, non-invaziv ve yüksek çözünürlüklü kesitsel bir görüntüleme teknolojisidir. Retina, koroid ve ön segment yapılarının mikrometre düzeyinde incelenmesine olanak tanıyan bu sistem, radyasyon içermeyen güvenli yapısıyla modern göz hekimliğinin altın standardıdır. Özellikle glokom, sarı nokta hastalığı ve diyabetik retinopati gibi görme kaybı riski taşıyan durumların yönetiminde kullanılan OCT, doğru cihaz seçimi ve tanısal protokollerle birleştiğinde, tedavi süreçlerini yönlendiren en önemli objektif veri kaynağıdır. Bu teknoloji, hastaların görme sağlığını koruma noktasında hekimlere rehberlik eden vazgeçilmez bir tanı aracıdır.
Optik Koherens Tomografi (OCT) Cihazının Çalışma Prensibi Nasıldır?
Toplumda tomografi kelimesi duyulduğunda, pek çok kişinin aklına hemen radyasyon yayma ihtimali olan röntgen filmleri veya içine girildiğinde dar bir tünel hissiyatı veren kapalı MR cihazları gelebilir. Ancak bu teknoloji, ismindeki benzerliğe rağmen tamamen farklı, oldukça konforlu ve hastaya zarar vermeyen bir mantık üzerine inşa edilmiştir. Sistem çalışma mekanizması açısından, tıbbın diğer birçok alanında uzun yıllardır güvenle kullanılan ultrasonografi cihazlarına çok daha fazla benzerlik gösterir. Ultrason cihazları iç organları görüntülemek için dokulara ses dalgaları gönderip geri dönen yankıları toplarken, bu optik cihaz ses dalgaları yerine göze gücü oldukça düşürülmüş, hissedilmeyen yakın kızılötesi ışık dalgaları gönderir. Işığın dalga boyu, ses dalgalarına kıyasla çok daha kısa ve hassas özellikler taşıdığı için, dokulardan elde edilen görüntülerin detay kalitesi ve çözünürlüğü ultrason yöntemine göre gözle görülür biçimde daha yüksek olabilir. Cihazdan çıkan bu zararsız ve hafif ışık demetleri, göz içindeki farklı hücresel yoğunluktaki dokulara çarpar, yansır ve tıpkı bir dağdaki ses yankısı gibi cihaza geri döner. Sistem, bu ışıkların dokular arasında geçirdiği süreyi ve geri dönüş hızını saniyenin çok ufak bir diliminde hesaplayıp ekrana yüksek çözünürlüklü yapısal görseller yansıtır. İşlem sırasında vücuda zararlı olabilecek radyasyon ışınları kesinlikle kullanılmadığı için gebelerde, emziren annelerde, küçük bebeklerde veya çeşitli kronik rahatsızlığı olan yaşlı bireylerde ihtiyaç duyulduğu her an, istenildiği kadar güvenle tekrarlanabilir.
Göz Yapısında Optik Koherens Tomografi (OCT) Hangi Bölümleri İnceler?
İnsan gözü; birbiri ardına dizilmiş saydam zarlar, besleyici sıvılar, karmaşık damar ağları ve milyonlarca sinir hücresinden oluşan, oldukça ince detaylara sahip eşsiz bir organ olarak tanımlanabilir. Cihazın sağladığı bu milimetrik ışık kesitleri sayesinde, gözün en kritik ve en hassas işlevlere sahip noktaları şaşırtıcı derecede ayrıntılı bir biçimde incelenebilir. Görüntüleme süreci esnasında, farklı yansıma özelliklerine sahip olan hücre grupları ve katmanlar, bilgisayar ekranında koyu veya çok açık renklerde, farklı formlarda kendini belli eder. Örneğin yoğun, sıkı ve sert hücre katmanları ekran üzerinde daha parlak renklerde yansırken; hastalıklar nedeniyle hücre aralarına sızmış kistik sıvı birikimleri veya gözün içini dolduran jel gibi daha az yoğun yapılar çok daha karanlık alanlar olarak görüntülenir. Bu yapısal renk farklılıklarının yazılımlar tarafından algılanması sayesinde gözün birçok hayati kısmı, hastaya hiçbir fiziksel rahatsızlık verilmeden hızlıca değerlendirilebilir. Bu teknoloji ile çok net bir biçimde incelenen temel dokular şunlardır:
- Retina
- Koroid
- Görme siniri
- Sarı nokta
- Kornea
- İris
- Gözyaşı tabakası
- Ön kamara açısı
Farklı Optik Koherens Tomografi (OCT) Teknolojileri ve Çeşitleri Nelerdir?
Tıp teknolojilerindeki ilerlemelerle birlikte bu optik görüntüleme sistemleri de zaman içinde kendi içlerinde gelişim göstermiş ve daha hızlı, daha derin hücresel tarama yapabilen çeşitli versiyonlara ayrılmıştır. Her bir yeni nesil cihaz, değerlendirilecek hastanın klinik ihtiyacına, ortamın durumuna ve şüphelenilen hastalığın göz içindeki yerine göre farklı avantajlar sunmaya yardımcı olabilir. Yüksek hıza sahip tarama yapabilen yeni nesil cihazlar, hasta işlem anında heyecanlanıp gözünü kırpsa bile hareketten kaynaklanan görüntü bozulmalarını en aza indirmeyi hedefler. Görüntü kalitesinin bu denli artması, özellikle retinanın çok daha derinlerinde yer alan ve kan damarlarından zengin olan katmanların incelenmesine olanak tanır. Günümüzde göz kliniklerinde hekimlerin hastalarının durumuna göre yaygın olarak tercih edebildiği başlıca sistem türleri şunlardır:
- Zaman alanlı sistemler
- Spektral alanlı sistemler
- Taramalı kaynaklı sistemler
- Anjiyografi modülleri
- Ön segment modülleri
Sarı Nokta Hastalığında (YBMD) Optik Koherens Tomografi (OCT) Neden Önemlidir?
İlerleyen yaşla birlikte özellikle merkezi görme kalitesini derinden etkileyen ve yaşam standartlarını düşüren rahatsızlıkların başında sarı nokta hastalığı gelmektedir. Bu rahatsızlık pek çok vakada oldukça sessiz başlar, yavaş ilerler ve hasta tarafından uzun süre fark edilemeyebilir. Hastalığın daha sık karşılaşılan başlangıç aşaması olan kuru tipte, retina tabakasının hemen altında yaşlanmaya bağlı metabolik atıklar birikmeye başlar. Bu küçük birikintiler, kişi o an için hiçbir görme sorunu veya bulanıklık yaşamasa dahi, alınan kesit görüntüleri üzerinde kubbe şeklinde ufak ve parlak kabartılar olarak kolaylıkla görülebilir. Düzenli rutin kontrollerde bu hücresel kabartıların fark edilmesi, hastalığın çok daha hızlı ilerleyen ve riskli olan yaş tipine geçiş yapıp yapmadığını takip etmek açısından büyük bir önem taşır. Hastalığın yaş tipinde ise retinanın altında normal şartlarda olmaması gereken, son derece kırılgan yapılı ve sızıntı yapmaya meyilli yeni anormal kan damarları oluşur. Bu zayıf damarlardan doku aralarına sürekli olarak kan ve sıvı sızması sonucunda, kişinin görme merkezinde ödem olarak adlandırılan ciddi şişlikler meydana gelebilir. Görüntüleme ekranında bu zararlı sıvılar karanlık, yuvarlak kistik boşluklar şeklinde net olarak izlenir. Günümüzde bu durumun kontrol altına alınması için uygulanan göz içi iğne tedavilerinin ne kadar etkili olduğu ve biriken zararlı sıvının kuruyup kurumadığı, büyük ölçüde cihazın yaptığı bu hassas kalınlık ölçümleri referans alınarak takip edilebilir.
Şeker Hastalığı (Diyabet) ve Optik Koherens Tomografi (OCT) Arasındaki İlişki Nedir?
Vücuttaki kan şekeri seviyelerinin uzun yıllar boyunca kontrolsüz ve dalgalı seyretmesi, insan vücudundaki tüm ince damar ağlarına zarar verebileceği gibi gözün son derece hassas kılcal damarlarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Tıp dilinde diyabetik retinopati adı verilen bu klinik durum zamanla görme merkezinde kanamalara, sıvı sızıntılarına ve hücresel düzeyde ciddi bozulmalara yol açabilir. Çoğu zaman diyabet teşhisi almış hastalar, gözlerinde anatomik bir sorun olduğunu ancak görme düzeyleri ciddi oranda bulandığında veya lekelenmeler başladığında fark edebilirler. Oysa hastalık o ileri aşamaya gelmeden çok daha önce sinir lifi tabakalarında veya destek hücrelerinde sessiz bir incelme başlamış olma ihtimali yüksektir. Gelişmiş donanıma sahip optik tarama cihazı, gözde henüz belirgin bir kanama veya ödem oluşmadan çok önce hücre yapılarındaki bu tehlikeli incelmeleri saptamaya olanak tanır. Erken dönemde hiçbir şikayet yokken elde edilen bu hücresel kayıp bulguları, hastanın sistemik diyabet tedavisine ve diyetine daha sıkı bir uyum sağlaması için oldukça değerli bir uyarı niteliğindedir. Ayrıca ilerlemiş vakalarda damarlardan sızan sıvıların retina içinde yarattığı ödemler de yine ekranda detaylıca görüntülenip milimetrik olarak ölçülebilir. Lazer veya sıvı kurutucu enjeksiyon tedavilerinin başarısı, büyük oranda bu sıvı miktarındaki azalma oranlarına bakılarak değerlendirildiği için cihaz diyabet yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Optik Koherens Tomografi (OCT) Taramasında Yapay Zekanın Yeri Nedir?
Tüm tıp branşları dijitalleşmenin getirdiği yeniliklerle dönüşürken, görüntüleme yöntemlerinden elde edilen son derece detaylı ve yüksek çözünürlüklü verilerin yorumlanmasında yeni nesil bilgisayar yazılımları ve yapay zeka sistemleri de yoğun bir şekilde devreye girmeye başlamıştır. Normal bir çekim sonucunda tarama cihazı her bir hasta için binlerce farklı hücresel kesit görüntüsü oluşturabilir. Bütün bu kesitleri sadece insan gözüyle tek tek saatlerce incelemek ve hücresel düzeydeki çok ufak, milimetrik değişiklikleri hatasız bir şekilde fark etmek klinik ortamlarda son derece zaman alıcı olabilir. Günümüzde hızla gelişen derin öğrenme algoritmaları ve yapay zeka ağları, bu binlerce görüntüyü saniyeler içinde baştan sona tarayarak kalınlık anormalliği taşıyan veya sıvı birikimi olan bölgeleri işaretlemeyi hedefler. Akıllı sistemler, sarı nokta hastalığında doku altında biriken ince hücresel atıkların sayılması, yapısal hacimlerinin hesaplanması ve gelecekteki olası risk haritalarının çıkarılması gibi karmaşık hesaplama işlerini çok hızlı bir şekilde yapabilir. Elbette hiçbir yapay zeka yazılımı, hastasını bütüncül olarak değerlendiren bir hekimin klinik deneyiminin, yorumlama yeteneğinin veya şefkatinin yerini tutmayı amaçlamaz; ancak tanı esnasında gözden kaçabilecek ufak detayların bile yakalanmasına destek olan oldukça güçlü bir dijital asistandır.
Tiroid ve Enfeksiyon Hastalıklarında Optik Koherens Tomografi (OCT) Kullanılır Mı?
Göz, bedenden bağımsız kapalı bir organ değil; bilakis vücuttaki sistemik hastalıkların veya enfeksiyonların etkilerinin doğrudan yansıyabildiği oldukça şeffaf bir pencere gibidir. Örneğin tiroid bezinin aşırı çalışmasıyla ya da bağışıklık sisteminin tiroidi hedef almasıyla ortaya çıkan bazı klinik durumlarda, gözün arkasındaki kaslarda ve yağ dokularında büyüme eğilimi gözlenebilir. Hastalığın henüz sadece hafif bir başlangıç gösterdiği ve dışarıdan şişliğin belli olmadığı sessiz dönemlerde dahi, görme merkezindeki sinir liflerinde kan akışı değişimlerine bağlı olarak ufak çaplı sıvı tutulumları veya hücresel kalınlaşmalar meydana gelebilir. Hassas cihaz, hastanın hiçbir şikayeti olmasa bile bu minimal kalınlaşmaları anında saptayarak tiroidin göz üzerindeki potansiyel etkilerini erken aşamada ortaya koymaya büyük ölçüde yardımcı olabilir. Bununla beraber, vücudun damar sistemini genel olarak etkileyebilen ağır solunum yolu veya dolaşım sistemi enfeksiyonlarının da doğrudan retina dokuları üzerinde iz bıraktığı düşünülmektedir. Vücutta iltihabi süreçlerin çok yoğun yaşandığı ağır hastalıklarda, kan akışındaki yavaşlamalar görme siniri çevresindeki dokularda mikro düzeyde oksijensizliğe ve sonuçta incelmeye sebep olabilir. Görüntüleme sistemi, enfeksiyon dönemi sonrası meydana gelebilecek bu hücresel incelmelerin boyutunu nesnel ve sayısal verilerle gözler önüne serebilir.
Glokom (Göz Tansiyonu) Takibinde Optik Koherens Tomografi (OCT) Hangi Verileri Sağlar?
Halk arasında göz tansiyonu veya karasu adıyla da sıkça bilinen glokom, dünyada önlenebilir ancak geç kalındığında geri dönüşü olmayan görme kayıplarına yol açan rahatsızlıkların temel sebeplerinden biridir. Gözün içini dolduran sıvının üretim ve boşaltım dengesinin bozulması sonucu göz içi basıncının yükselmesi, zamanla beyne görsel bilgileri taşıyan hassas sinir hücresi uzantılarına sessizce zarar verir. Bu hastalık genellikle görme alanının en dış çevresinden başlayıp uzun yıllar içinde merkeze doğru ilerlediği için, kişi durumu fark edip şikayet etmeye başladığında maalesef hücresel düzeyde ileri evrelere gelinmiş olabilir. Ne yazık ki glokom sebebiyle tamamen kaybedilen ve eriyen sinir hücrelerini eski sağlıklı haline döndürecek bir tedavi şekli günümüzde mevcut değildir; temel hedef her zaman için hasarı henüz başlamadan veya başlangıç aşamasındayken tespit edip kötü gidişatı yavaşlatmaktır. Geçmiş yıllarda glokom teşhisi çoğunlukla sadece klasik göz tansiyonu ölçümleri ve hekimin göz dibine ışıkla bakıp yaptığı görsel tahminlerle konulmaya çalışılırdı. Ancak bu gelişmiş görüntüleme yöntemi glokom takibinin şeklini büyük oranda değiştirmiş ve daha sayısal bir boyuta taşımıştır. İnsanlar doğal yaşlanma süreciyle birlikte hayatları boyunca sinir hücrelerinde çok yavaş ve ufak bir azalma yaşarlar. Cihaz, test yapılan hastanın sinir kalınlık değerlerini, hafızasında yer alan aynı yaş grubundaki sağlıklı bireylerin kalınlık ortalamalarıyla kıyaslar ve aradaki hücre kaybının yaşlanmadan mı yoksa glokom hasarından mı kaynaklandığını anlamaya yardımcı renkli grafikler oluşturur. Bu objektif veriler sayesinde göz damlalarına, lazerlere veya cerrahiye zamanında karar verilmesine büyük bir katkı sağlanmış olur.
Göz Tansiyonu Dışındaki Sinir Hasarlarında Optik Koherens Tomografi (OCT) Ne Gösterir?
Görme sinirinde veya onu çevreleyen lif tabakasında meydana gelen erimeler, incelmeler ya da yapısal değişimler her zaman göz tansiyonu yüksekliğine bağlı olarak gelişmeyebilir. Göz küremiz ile beynimizin arka kısmı arasındaki muazzam iletişim ağını etkileyebilecek pek çok farklı nörolojik durum veya yapısal özellik, sinir lifleri üzerinde kendine has hasarlar bırakabilir. Çoğu zaman doğuştan gelen ve aslında hasta için tehlikeli olmayan yapısal bazı farklılıklar, standart muayeneler esnasında çok ciddi bir hastalık belirtisi gibi görünebilir. Görme sinirinde çeşitli kalsiyum birikintilerinin bulunması, bazen kafa içi basınç artışının veya bir kitlenin belirtisi sayılabilecek oldukça tehlikeli bir sinir şişmesi görünümüyle karışabilir. Görüntüleme cihazı, sinir dokusunun hemen arkasına doğru yönlendirdiği ışık dalgalarıyla bu kalsifiye birikintilerin şeklini, dokuda yarattığı karanlık gölgeyi ve sınırlarını net bir şekilde ayırarak hastayı gereksiz endişelerden veya zahmetli nörolojik tetkiklerden korumaya yardımcı olur. Ayrıca sadece göz ile sınırlı kalmayan, merkezi sinir sistemini genel anlamda etkileyen bazı kronik rahatsızlıklarda da hücresel incelmeler meydana gelebilir. Tarama sisteminin göz dışı nörolojik durumların sinirlerdeki etkilerini gözlemlemek amacıyla sıklıkla kullanılabildiği durumlar şunlardır:
- Parkinson hastalığı
- Optik sinir druzeni
- Multipl skleroz
- Alzheimer rahatsızlığı
- İskemik optik nöropatiler
Gözün Ön Kısmını İnceleyen Ön Segment Optik Koherens Tomografi (AS-OCT) Nedir?
Işık dalgalarıyla yapılan mikroskobik inceleme teknolojisi sıklıkla gözün arka kısmında, oldukça derinlerde yer alan retina tabakası için tasarlanmış gibi düşünülse de modern cihazlarda yer alan mercek modülleri değiştirilerek sistemin odak noktası gözün en ön ve dış kısımlarına da kolaylıkla kaydırılabilir. Ön segment görüntüleme sistemi olarak tıp dilinde yer edinen bu yaklaşım; gözümüzün dış dünya ile temas eden en dıştaki saydam kornea tabakasını, göz rengini veren süngerimsi iris dokusunu ve göz içi sıvısının boşaltım yollarını tamamen temassız bir şekilde gösterebilir. Klasik usullerde bu açı bölgelerini ve ince zarları detaylıca değerlendirebilmek için genellikle hastanın göz yüzeyine özel şekilli cam merceklerin doğrudan temas ettirilmesi gerekebilir; ki bu durum hassas gözlere sahip hastalarda refleks sulanmalara ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Sadece cihazın ışık dalgalarıyla yapılan bu hızlı tarama yöntemi sayesinde hem işlemi yapan hekim çok daha sayısal, objektif veriler elde edebilir hem de koltuğa oturan hasta son derece konforlu bir muayene süreci geçirmiş olur. Gözün ön kısmındaki milimetrik kalınlıklar veya doku boşlukları bu sayede kolayca ölçülebilir.
Kuru Göz Hastalığı Teşhisinde Ön Segment Optik Koherens Tomografi (AS-OCT) Nasıl Kullanılır?
Gündelik hayatımızda dijital telefon veya bilgisayar ekranlarının karşısında geçirilen sürenin her geçen yıl daha da uzaması, klimalı ve havasız ofis ortamları, değişen beslenme alışkanlıkları gibi çevresel faktörler yüzeydeki gözyaşı kalitesini düşürerek kuru göz problemlerini neredeyse her yaş grubunda oldukça yaygın bir hale getirmiştir. Eski dönemlerde bir hastanın gözyaşı üretim miktarını objektif olarak ölçmek istendiğinde, genellikle alt göz kapağının iç kısmına ince uzun kağıt şeritler yerleştirilir ve belli bir süre beklenirdi. Bu eski yöntem çoğu hastanın gözünde ciddi bir batma veya yanma hissi yaratabildiği gibi, kağıdın tahrişine bağlı olarak gelişen ani refleks sulanma da elde edilen sonucun gerçekliğini saptırabilirdi. Yeni nesil ön segment tomografisi cihazları, süreci bu zahmetlerden büyük oranda arındırmıştır. Cihaz sayesinde göze uzaktan bakılarak, alt göz kapağının hemen üzerinde doğal olarak birikmiş olan ince gözyaşı havuzunun yüksekliği milimetrik olarak çok hızlı bir şekilde ölçülebilir. Bu sayısal ölçümler hastalığın derecesini belirlemeye ve verilen damlaların ne kadar fayda sağladığını anlamaya büyük katkı sunabilir. Kuru göz rahatsızlığı yaşayan bireylerin gün içinde en sık dile getirdiği yakınmalar şunlardır:
- Gözlerde batma
- Kum kaçmış hissi
- Yabancı cisim hissi
- Yoğun göz yorgunluğu
- Zaman zaman bulanıklaşan görme
- Yanma ve kızarıklık
Lazer ve Katarakt Süreçlerinde Ön Segment Optik Koherens Tomografi (AS-OCT) Rehberliği Nasıldır?
Kişiyi gözlük veya lens kullanımından kurtarmak amacıyla sıkça uygulanan refraktif lazer cerrahilerinde ve yaşa bağlı görme azalmasını düzelten katarakt ameliyatlarında, işlemin güvenliği neredeyse tamamen operasyon öncesi yapılan ölçümlerin yüksek hassasiyetine bağlıdır. Lazer ışınları gözün saydam kornea tabakasının yüzeyini yeniden şekillendirdiği için, bu tabakanın işleme uygun yeterli kalınlığa ve sağlamlığa sahip olup olmadığını anlamak ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek şekil bozukluğu risklerini önlemeye yardımcı olabilir. Ön segment cihazı, saydam tabakanın içindeki çok katmanlı yapıyı mikroskopik düzeyde inceleyerek hastanın lazer işlemine anatomik uygunluğunu teyit etme aşamasında hekimlere yol gösterici veriler sunar. Benzer şekilde operasyon sonrasında dokunun nasıl iyileştiği veya hücresel düzeyde beklenen bir kalınlaşma olup olmadığı da bu yolla rahatlıkla incelenebilir. Katarakt işlemlerinden sonra nadiren de olsa korneanın en alt zarlarında geçici ayrılmalar veya iyileşmesi zaman alan mikro ödemler meydana gelebilir. Bazen hekim çıplak gözle bu hücresel ayrılmanın veya sıvı birikiminin sınırlarını kestiremeyebilir. Ön segment taraması, oluşan doku ayrılmasının milimetrik kesit haritasını anında çıkararak gerek duyulduğu takdirde operasyon sonrası ufak iyileştirici müdahalelerin çok daha doğru bir planlama ile yapılmasına olanak tanır.
Optik Koherens Tomografi (OCT) Çekimi Sırasında Hasta Neler Hisseder ve İşlem Ne Kadar Sürer?
Sağlık kuruluşlarında pek çok yeni teknolojik tıbbi alet isim açısından kulağa karmaşık veya hastalar için biraz ürkütücü gelse de aslında bu optik sistemin sunduğu muayene deneyimi muhtemelen tıptaki en acısız, en konforlu ve en kısa süren işlemlerden biri olarak kabul edilebilir. Çekim için ayrılmış karanlık veya yarı karanlık odaya girildiğinde, hasta cihazın hemen önündeki koltuğa oturur ve ergonomik destek aparatına çenesini, alnını güvenle yaslar. Bu sabit pozisyon, hücresel tarama yapılırken başın sağa veya sola hareket etmesini engelleyerek daha net görseller elde edilmesi için özellikle gereklidir. Çekim süreci boyunca göz ile cihaz merceği arasında daima çok güvenli bir hava boşluğu bulunur; dolayısıyla soğuk bir cihaz parçası göze asla temas etmez. İşlem anında göze basınçlı hava üflenmesi veya göz üzerine rahatsız edici bir şeffaf aparat yerleştirilmesi kesinlikle söz konusu değildir. Test yapılan hastadan beklenen tek basit şey, cihazın merceği içinde beliren kırmızı, mavi veya yeşil renkteki ufak, parlayan bir ışık noktasına sadece birkaç saniye boyunca odaklanması ve odaklanırken mümkün olduğunca gözünü kırpmamaya çalışmasıdır. Gelişmiş cihazlar, hedeflenen yere odaklanıldığı anda gözün iç yapısını saniyeler içinde otomatik olarak tarar ve süreci sonlandırır. Test esnasında ve sonrasında hastaların büyük çoğunluğunun deneyimlediği durumlar şunlardır:
- İşlem hiçbir acı vermez
- Gözde ağrı oluşmaz
- Sulanma veya kızarıklık yaşanmaz
- İşlem sonrası görüntü bulanıklaşmaz
- Normal yaşantıya hemen geri dönülebilir
Optik Koherens Tomografi (OCT) Çekimi Öncesinde Göz Bebeğini Büyüten Damlalar Neden Kullanılır?
Günümüzde kliniklerde kullanılan yeni nesil optik donanımların birçoğu, karanlık bir odada genişlememiş oldukça küçük bir göz bebeğinden bile gözün derinliklerinde oldukça geniş bir alanı çok net bir şekilde tarama yeteneğine sahiptir. Gelişen donanımlar sayesinde pek çok rutin göz muayenesinde hastanın gözüne daha önceden hiçbir damla damlatılmadan da mükemmel kaliteye yakın sonuçlar elde edilebilir ve böylece hastanın klinik bekleme süresi kısalır. Ancak bazı farklı klinik koşullar altında hekimin cihazı daha rahat kullanabilmesi için yardımcı yöntemlere başvurması gerekebilir. Örneğin hastanın doğal merceğinde kalınlaşma veya görüntüyü büyük ölçüde bulandıran bir katarakt tabakası mevcutsa, dışarıdan gelen ışığın geçişi zorlaştığı için standart tarama işlemi yeterli veriyi sağlayamayabilir. Aynı şekilde eğer hekiminiz görme dokusunun çok uzak ve karanlık köşelerinde gizlenmiş ufak bir yırtık, sinsi bir incelme veya farklı şüpheli bir lezyon olduğundan endişe ediyorsa, cihazın görüş alanını tamamen açması tavsiye edilir. Sistem göz içini sadece ufak bir anahtar deliği yerine tamamen açılmış geniş bir kapıdan detaylıca görebilsin diye göze özel, genişletici damlalar uygulanabilir. Bu rahatlatıcı damlalar göze uygulandıktan sonraki yirmi ila otuz dakika içerisinde genellikle etkisini gösterir ve göz bebeği siyah kısmından dışa doğru büyür. Damlanın uygulanmasının ardından kişinin genellikle birkaç saat boyunca yaşayabileceği geçici durumlar şunlardır:
- Işığa karşı genel hassasiyet
- Güneş ışığında kamaşma
- Okuma mesafesini bulanık görme
- Odaklanmada geçici zorluk
- İnce detaylı işlerde güçlük
Optik Koherens Tomografi (OCT) Sonuçları Tek Başına Kesin Tanı İçin Yeterli Olabilir Mi?
Tıp alanında makine mühendisliği veya yazılım sektörü ne kadar kusursuz gelişirse gelişsin, makinelerin ürettiği raporlar veya karmaşık yapay zeka yazılımları, hiçbir zaman tek başlarına bir insanın tıbbi durumuna tam ve kesin bir teşhis koymak için yeterli kabul edilemez. Bu gelişmiş tarama cihazından elde edilen sonuç raporu çıktılarında, dokuların hesaplanan ortalama hücresel kalınlıklarına göre renklendirilmiş yeşil, sarı veya kırmızı gibi dikkat çekici uyarı alanları bulunur. Ancak hastalar genellikle sadece rapora bakıp o kırmızı alanı gördüklerinde büyük bir paniğe kapılabilseler de tek başına o kırmızı renge veya sayıya bakılarak kesin bir hastalığın varlığı kanıtlanmış sayılmaz. Raporda patolojik gibi görünen o uyarı bölgesi, bazen sadece kişinin göz küresinin şeklindeki doğuştan gelen zararsız bir yapısal farklılıktan veya yüksek numara gözlük kullanımından kaynaklanan anatomik bir esnemeden ibaret olabilir. Bu son derece detaylı sayısal ve görsel veriler değerlendirilirken, her bir parametre adeta dev ve karmaşık bir yapbozun sadece çok değerli bir destekleyici parçası olarak görülür. Doğru, güvenilir ve isabetli bir teşhis; kişinin şikayetlerinin ne zamandır sürdüğünün dinlenmesi, sistemik hastalık geçmişinin sorgulanması, güncel gözlük refraksiyon numaralarının incelenmesi, standart göz tansiyonu değerlerinin göz önüne alınması ve hekimin masasında bizzat yaptığı mikroskobik gözlem bulgularının tamamının uyumlu bir şekilde bir araya getirilmesiyle ortaya çıkması beklenen bir süreçtir. Gelişmiş mühendislik sistemlerinin sağladığı olağanüstü detaylar ile deneyimli bir uzman hekimin bilgi birikimi doğru şekilde harmanlandığında, geçmişte tespit edilmesi neredeyse imkansız olan pek çok sinsi göz rahatsızlığının teşhis ve tedavi sürecine katkı sağlanması hedeflenir. Gözünüzle ilgili belirgin bir şikayetiniz olmasa bile belli yaş dönemlerinde, düzenli aralıklarla uzman bir göz hekimine başvurarak yaptıracağınız modern taramalar, çevrenizdeki dünyayı yıllar boyunca çok daha net ve sağlıklı bir biçimde görebilmenize büyük ölçüde yardımcı olabilir.
Sıkça sorulan sorular
Optik Koherens Tomografi (OCT) hangi göz hastalıklarının tanısında kullanılır?
Optik Koherens Tomografi (OCT), retina, makula ve optik sinir hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan gelişmiş bir görüntüleme yöntemidir. Sarı nokta hastalığı, glokom, diyabetik retinopati ve makula ödemi gibi birçok hastalığın tanısına katkı sağlar.
Optik Koherens Tomografi (OCT) çekimi nasıl yapılır ve işlem sırasında ağrı hissedilir mi?
OCT çekimi sırasında hasta cihaza bakarak birkaç saniye sabit durur ve göz dokularının kesitsel görüntüleri alınır. İşlem temassız, ağrısız ve anestezi gerektirmeyen bir yöntem olduğu için günlük yaşamı etkilemez.
Optik Koherens Tomografi (OCT) öncesinde özel bir hazırlık yapılması gerekir mi?
Çoğu OCT incelemesi öncesinde özel bir hazırlık gerekmez. Bazı hastalarda göz bebeği damla ile büyütülebilir. Kullanılan ilaçlar ve mevcut göz hastalıkları hakkında hekime bilgi verilmesi doğru değerlendirme açısından önemlidir.
Optik Koherens Tomografi (OCT) glokom tanısı ve takibinde neden önemlidir?
Glokom hastalarında OCT, optik sinir ve sinir lifi tabakasındaki incelmeleri ayrıntılı olarak gösterir. Hastalığın erken dönemde saptanmasına ve tedavinin etkinliğinin düzenli kontroller sırasında objektif olarak değerlendirilmesine yardımcı olur.
Optik Koherens Tomografi (OCT) sarı nokta hastalığını erken dönemde tespit edebilir mi?
OCT, makula bölgesindeki yapısal değişiklikleri yüksek çözünürlükle görüntüleyerek sarı nokta hastalığının erken bulgularını ortaya koyabilir. Erken tanı, görme kaybını yavaşlatabilecek tedavilerin zamanında başlanmasını destekler.
Optik Koherens Tomografi (OCT) sonuçları ne kadar sürede çıkar ve nasıl değerlendirilir?
OCT görüntüleri işlem tamamlandıktan hemen sonra elde edilir. Sonuçlar göz hastalıkları uzmanı tarafından klinik muayene ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilerek hastaya uygun tanı ve tedavi planı oluşturulur.
Optik Koherens Tomografi (OCT) diyabete bağlı retina hasarını göstermede ne kadar başarılıdır?
OCT, diyabete bağlı makula ödemi ve retina kalınlığındaki değişiklikleri ayrıntılı şekilde gösterebilir. Hastalığın ilerleyişini izlemeye ve uygulanan tedavinin etkisini değerlendirmeye yardımcı olan güvenilir görüntüleme yöntemlerinden biridir.
Optik Koherens Tomografi (OCT) hamilelikte ve ileri yaşta güvenle uygulanabilir mi?
OCT, ışık kullanılarak gerçekleştirilen temassız bir görüntüleme yöntemidir ve radyasyon içermez. Hekimin gerekli gördüğü durumlarda hamilelerde ve ileri yaş grubundaki hastalarda güvenle uygulanabilen tanısal testler arasında yer alır.
Optik Koherens Tomografi (OCT) ile göz anjiyografisi arasındaki fark nedir?
OCT, retina katmanlarını kesitsel olarak görüntülerken göz anjiyografisi damar yapısını ve dolaşımı değerlendirmek için kontrast madde kullanabilir. Hangi yöntemin tercih edileceği hastalığın türüne ve klinik bulgulara göre belirlenir.
Optik Koherens Tomografi (OCT) hangi durumlarda düzenli aralıklarla tekrar edilmelidir?
Glokom, sarı nokta hastalığı, diyabetik retinopati ve retina hastalıklarının takibinde OCT belirli aralıklarla tekrarlanabilir. Düzenli kontroller, hastalığın ilerlemesini izlemeye ve tedavi planını gerektiğinde güncellemeye olanak sağlar.

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
