No Touch Lazer (Trans-PRK) yaptıranların yorumları, işlemin göze temas etmeyen yapısıyla yüksek hasta memnuniyeti sunduğunu ve flepsiz teknolojisi sayesinde uzun vadeli güvenli bir görüş kalitesi sağladığını ortaya koymaktadır. Kullanıcı deneyimleri, operasyonun hızlı uygulanmasının yanı sıra takip eden birkaç günlük iyileşme sürecinde yaşanabilecek geçici bulanıklık veya ışık hassasiyetinin normal bir biyolojik tepki olduğunu doğrular. Modern refraktif cerrahinin sunduğu bu yöntem doku korunmasına önem veren hastalar için ideal bir çözüm oluşturur. Klinik veriler ve hasta geri bildirimleri, doğru bilgilendirme ile desteklenen Trans-PRK tedavisinin görme kusurlarında başarılı ve stabil sonuçlara kapı araladığını kanıtlamaktadır.
İnternetteki No Touch (T-PRK) Lazer yaptıranların yorumları neden işlemin temassız olmadığı iddialarını içeriyor?
Bu tedavi araştırıldığında, forumlarda ve sosyal medyada en sık rastlanan eleştirilerden biri, işlemin tamamen temassız olmadığı ve hastalara eski yöntemlerin uygulandığı yönündeki iddialardır. Özellikle lazerin göz yüzeyine olan etkisinin tam anlaşılamaması bu yanılgıyı güçlendirir. Birçok kişi, hiçbir şey hissedilmeyecek sihirli bir dokunuş beklentisiyle kurumlara başvurmaktadır. Ancak iyileşme sürecinin doğal zorluklarıyla karşılaştığında kandırıldığı hissine kapılabilmektedir.
Tıbbi gerçeklikte bu yöntem isminin karşılığını büyük ölçüde verir. Göze herhangi bir kesici aletle müdahale edilmediği, tüm işlemin lazer tarafından yapıldığı doğru bir bilgidir. Lazer cihazı, gözün en dışındaki epitel tabakasını buharlaştırıp ardından kırma kusurunu düzeltmeyi hedefler. Hastaların yanıldığı veya aydınlatılmadığı nokta, cerrahi sırasındaki fiziksel temassızlığın, ameliyat sonrasında hiç doku bütünlüğü bozulmayacağı anlamına geldiğini sanmalarıdır. Gözün yüzeyi lazerle soyulduğundan hücresel düzeyde iyileşmesi gereken bir alan oluşur. Bu yara iyileşmesinin hissiyatı temassız olma vaadiyle bağdaştırılamadığında, durum yanıltıcı bilgilendirme olarak yorumlanmaktadır.
Erken dönem No Touch (T-PRK) Lazer yaptıranların yorumları ilk günlerdeki ağrı ve batma hissini nasıl tarif ediyor?
Operasyonu takip eden ilk yirmi dört ila yetmiş iki saatlik süreç deneyimlerin en yoğun paylaşıldığı zaman dilimidir. Bu evrede hastaların dile getirdiği şikayetler aşağıdaki gibidir:
- Şiddetli batma
- Gözde kumlanma hissi
- Işığa karşı aşırı hassasiyet
- Yoğun sulanma
- Göz kapaklarında şişlik
- Yabancı cisim hissi
Bu şikayetlerin temel sebebi, saydam tabakanın insan vücudundaki en yoğun sinir ağına sahip dokulardan biri olmasıdır. Tedavi sırasında en üstteki hücresel tabaka kaldırıldığında, alttaki mikroskobik sinir uçları açıkta kalır. Uyuşturucu damlaların etkisi geçtikten sonra bu açık sinir uçları havayla veya gözyaşıyla temas ettiğinde beyne yoğun bir uyarı sinyali gönderir. Genç yaş gruplarında ve göz numarası çok yüksek olan kişilerde bu şikayetlerin daha belirgin olduğu görülmektedir. Gençlerde doku duyarlılığı genellikle daha yüksek seyreder ve yüksek numaralarda lazer daha fazla doku kaldırarak daha fazla siniri uyarabilir.
Bu süreçte iyileşmeyi desteklemesi amaçlanan koruyucu bandaj lens, açık sinirleri bir kalkan gibi örterek ağrıyı yönetmeye yardımcı olur. Yorumlarda bazen lensin erken düştüğünü ve ağrının tolere edilemez hale geldiğini belirten paylaşımlara rastlanır. Bunun açıklaması, kalkanın ortadan kalkmasıyla sinirlerin tekrar açıkta kalmasıdır. Hekimler bu dönemi daha konforlu atlatabilmek için çeşitli damlalar reçete ederek süreci desteklerler.
İyileşme sürecindeki No Touch (T-PRK) Lazer yaptıranların yorumları bulanık görme şikayetleri hakkında ne söylüyor?
Bu yöntemi tercih edenlerin beklentisi ertesi sabah uyanıp etrafı anında net görmektir. Ancak hafta hafta paylaşılan tecrübelerde en büyük endişe kaynağının ağrı geçtikten sonra devam eden sisli görme şikayetleri olduğu görülür.
Bu görsel dalgalanma beklenen fizyolojik bir iyileşme takviminin yansımasıdır. Lazerle buharlaştırılan epitel hücreleri, tıpkı ciltteki yüzeysel bir sıyrığın iyileşip yeni doku üretmesi gibi kenarlardan merkeze doğru ilerleyerek yeni yüzey oluşturmaya çalışır. Bu hücresel ilerleyiş ve yüzeyin kapanması birkaç gün sürer. Koruyucu lens hekim tarafından çıkarıldıktan sonra fiziksel bir rahatlama hissedilse de yeni oluşan hücresel tabaka mikroskobik düzeyde çok pürüzlü bir yapıdadır. Bu pürüzlü yüzeyin günlük hayattaki yansımaları hastalar tarafından genellikle sıkıntı verici bir deneyim olarak tarif edilir.
Dümdüz olmayan bir camdan bakıldığında görüntünün dalgalanması gibi, gözün yeni yüzeyi tam pürüzsüzleşmediği için ışığı ideal şekilde kıramaz. Sabahları daha bulanık görüldüğünü, gün içinde damla kullanıldıkça netliğin arttığını belirten bildirimler, gözyaşı tabakasının bu pürüzlü yüzeyi geçici olarak doldurmasından kaynaklanır. Tam netliğe ulaşmak ve kontrast hassasiyetinin istenilen düzeye gelmesi aylar sürebilen bir süreci gerektirebilir. Erken dönemdeki görme kalitesi değişkendir ve sabır isteyen bir iyileşme periyodudur.
Uzun dönemli No Touch (T-PRK) Lazer yaptıranların yorumları hangi kalıcı şikayetleri vurguluyor?
Ameliyatın üzerinden aylar geçmesine rağmen görüş kalitesinde beklediği stabiliteyi bulamayan hastaların deneyimleri incelendiğinde belli başlı sorunlar öne çıkar. Uzun dönemde dile getirilen temel şikayetler şunlardır:
- Göz numarasının geriye dönmesi
- Korneada puslanma
- Gece ışık yansımaları
- Gölgeli görme
- Işıkların etrafında hareler
- Göz kuruluğu hissi
Numaranın bir miktar geriye dönmesi durumu başlangıçta çok yüksek miyop veya astigmatı olan hastalarda karşılaşılan bir senaryodur. Vücudun doğal iyileşme mekanizması, lazerin değiştirdiği kavisli şekli onarılması gereken bir alan olarak algılayıp dokuyu eski haline getirmeye çalışabilir. Puslu görme ise saydam tabakanın iyileşme reaksiyonu göstererek hafif bulanıklaşması durumudur. Hücrelerin onarım yapmaya çalışması sonucunda kornea eskisi kadar berrak olmayabilir. Güncel uygulamalarda bu durumu azaltmak için uzun süreli damla tedavileri uygulanır. Ancak iyileşme sürecinde güneş gözlüğü kullanımının ihmal edilmesi, ultraviyole ışınlarının iyileşmekte olan dokuları aşırı uyarmasına ve puslanmaya zemin hazırlamasına neden olabilir.
Gece araç kullanırken karşıdan gelen farların aşırı parlaması şikayetleri, hastanın doğal göz bebeği çapı ile lazerin uygulandığı tedavi alanının genişliği arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanabilmektedir. Karanlık ortamlarda daha fazla ışık alabilmek için göz bebekleri doğal olarak genişler. Bu genişleme tedavi edilen alanın dışına taşarsa kenarlardan giren ışıklar retinaya odaklanamaz ve kamaşma yaratır. Bu durumları azaltmak adına operasyon öncesinde detaylı ölçümler yapılarak tedavi planı olabildiğince kişiselleştirilmeye çalışılır.
Hastaların gözünden No Touch (T-PRK) Lazer yaptıranların yorumları klinik iletişim konusunda hangi eksikliklere dikkat çekiyor?
Tıbbi ve görsel şikayetlerin ötesinde, çevrimiçi platformlardaki yorumların önemli bir kısmı klinik süreç yönetimine ve iletişim biçimine ayrılmıştır. Birçok kişi operasyon sonrasında endişeye kapılıp soru sormak istediğinde yeterli muhatap bulamamaktan, şikayetlerinin sadece zamanla geçeceği söylenerek geçiştirilmesinden rahatsızlık duyduğunu ifade etmektedir. Ameliyat sonrasındaki bu hassas dönemde hastalar daha fazla ilgi ve şefkat beklemektedir.
Sürecin maddi boyutunda ise başlangıçta sunulan vaatler ile sonrasında karşılaşılan tablo arasındaki tutarsızlıklar eleştiri konusudur. Ön tetkikler sırasında fark edilmeyen ek maliyetler, ameliyat günü karşılaşılan ilaç ücretleri veya damla masrafları kurumlara olan güveni derinden zedeleyen unsurlar arasındadır.
Oysa bu yöntemin gözde kalıcı bir kesi oluşturmaması, ilerleyen yıllarda travmalara karşı göz bütünlüğünün korunmasına yardımcı olması ve göz kuruluğu riskinin diğer bazı yöntemlere kıyasla daha tolere edilebilir düzeylerde kalması gibi uzun vadeli potansiyel avantajları bulunur. Hasta yorumlarının daha olumlu bir yöne evrilmesi, sağlık profesyonellerinin bu yöntemi anlatırken saniyeler süren mucizevi bir işlem algısı yaratmak yerine, yaşanabilecek zorlu günleri şeffaf ve anlayışlı bir dille aktarmasına bağlıdır. Tedavi öncesinde dürüst bir iyileşme haritası çizen ve zor günlerinde empati kuran bir yaklaşım hasta memnuniyetini büyük oranda destekleyecektir.

Prof. Dr. Tansu Erakgün, retina hastalıkları ve vitreoretinal cerrahi alanında 30 yıla yakın deneyime sahip bir göz hastalıkları profesörüdür. İzmir’deki Özel Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde retina dekolmanı, diyabetik retinopati, makula hastalıkları ve katarakt cerrahisi gibi ileri düzey tedaviler uygulamaktadır.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Dr. Erakgün, aynı kurumda göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra akademik kariyerinde hızla yükselerek 2004’te doçent, 2010’da profesör unvanını almıştır. Antwerp, Frankfurt ve Duisburg’daki ileri retina cerrahisi merkezlerinde eğitimler alarak uluslararası düzeyde deneyim kazanmıştır.
Prof. Dr. Erakgün, dünya literatürüne giren “Erakgun Spatula Knife” ve “Erakgun Snare” adlı cerrahi aletlerin tasarımcısıdır. Bu yenilikçi cihazlar, vitreoretinal cerrahinin global gelişiminde önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bugüne kadar 15.000’in üzerinde cerrahi operasyon gerçekleştiren Prof. Dr. Erakgün, bilimsel çalışmaları ve klinik başarılarıyla Türkiye’de ve dünyada oftalmoloji alanında saygın bir otorite olarak kabul edilmektedir.
Aktif üyesi olduğu kuruluşlar arasında Türk Oftalmoloji Derneği, European Vitreoretinal Society (EVRS) ve American Academy of Ophthalmology (AAO) bulunmaktadır.
